Bilgisi artarken insani duygularında artma olmayan;
“Merhamet, düşküne yardım, acı doyurmak, gözyaşını dindirmek, tevazu, tutarlı olmak, problem çözmek, hüzünlü bir müminin kalbine sevinç koymak, hastayı ziyaret etmek, ahde vefa, kara gün dostlarını unutmamak, sıkıntı gidermek ve fedakârlık göstermek” gibi duyguları gittikçe körelen bilgemiz, “bilge robot”olma doktorasını başarıyla tamamlamıştır. Hayırlı olsun!
Bilgili insanla, bilgisayar robot arasındaki tek fark, bilge robot, bu bildiklerini asla duyguya dönüştüremez.
Robotların duygusu, aşkı, heyecanı, üzüntüsü, hayal kırıklığı, sevinci olmaz. Robotlar ağlamazlar, robotlar pişman olmazlar, Robotlar özlemezler ve vefa nedir asla bilmezler. Robotlar acı çekmezler. Mesela: soğuk bir kış gününde soğuktan titreyen bir çocuğun yanından en son sistemlerle geliştirilmiş bir robot geçsin. Onda zerre kadar bir tepki oluşmaz. Çünkü robotun duygusu yoktur. Aynı tepkisizlik bilge insan içinde söz konusuysa o da kemikten bir robotolma aşamasını başarıyla gerçekleştirmiştir.
Robotlar bildikleriyle asla amel edemezler. Adı üstünde o bir robottur. Bildikleriyle amel etmeyen, bildikleri kendisinde duygular uyandırmayan insanda, kemikten bir robottur. İkisi de bir çeşit robottur.