Cimriliğiyle meşhur çok zengin bir adam vardı. Bu adam yatmadan önce oğlunu da yanına alır bütün mallarını tek tek sayar öyle yatardı. Ayrıca gece yarısı tekrar kalkar koyunların bulunduğu ağıla giderek koyunlarını tek, tek sayardı. Bu sayım işlemi her gün aralıksız sürerdi.
Bu zengin ve cimri adamın çok cömert bir oğlu vardı. Bu oğlan, babasına ne kadar hikmetli sözler söylediyse ne kadar yalvardıysa, sözünü dinletemedi. Cimri babayı tutumundan vazgeçiremedi. Yağmurlu bir gece yarısı cimri baba oğlunu yatağından kaldırdı.
–Haydi oğlum dışarıda yağmur yağıyor, gidip koyunları sayalım dedi.
Oğlu:
–Baba bir şey olmaz, daha yatmadan önce saydık, kapılar kapalı, koyunlar emniyette, bir şey olmaz dediyse de babasına dinletemedi. Babası:
–Oğlum sen şu feneri al, arkadan tut, bende önden yürüyeyim yolu açayım dedi.
Baba oğul gecenin karanlığında koyunların bulunduğu ahıra doğru ilerlemeye başladılar. Oğlan arkadan feneri tutuyor, baba fenerin ışığında yol alıyordu. Bir ara oğlan yerdeki çamurdan dolayı sendeledi ve fener elinden düştü. Fenerin ışığı kaybolunca baba önündeki çukuru göremedi ve çukura yuvarlandı. Kafasını da bir taşa çarptı. Cimri babanın canı fena halde yanmış, üstü başı çamur olmuştu. Oğluna bağırdı:
–Oğlum şu feneri adam gibi tutsan olmaz mı? Bak ne hallere düştüm dedi.
Oğlan babasına dedi ki:
–Babacığım arkadan gelen fenerin ışığı bu kadar oluyor. Fazla aydınlatmıyor. Sen iyisi mi ışığı önünden gönder, feneri önüne tut ki, önünü aydınlatsın.
Bu olay cimri babanın aklını başına almasına yetti. O günden itibaren cimriliği bırakıp cömert bir insan oldu. Bundan sonra önünden bol, bol infak ediyordu. Arkada kalan malların varislerin olduğunu, önünden gönderdiklerinin ise kendi malı olduğunu anlamıştı.
Ey insan, önden gönderdiklerin senin mallarındır, sen onların sefasını sürersin. Arkada bıraktıkların varislerinindir. Varislerin o malları harcar sefasını sürer, sen ise kabirde onun hesabını verirsin. O yüzden kişi ne gönderirse önden göndermelidir. Misaldeki fener gibi arkadan gelen ışığın gücü hem az olur hem de sürekli olmayabilir. Ders alanlara müjdeler olsun.
Oğul kendisine vasiyet eden babaya şöyle demiş:
–Baba senin kıyamadığın mala ben nasıl kıyarım?
Bu söz sekarattaki babayı, yataktan ok gibi fırlatmaya yetmiş.
Daha üç ay yaşamış ve gerekli infakları yapıp huzur-u kalple vefat etmiş.