Mahallenin sevip saydığı yaşlı bir zat, mahallenin bıçkın delikanlısını zar-zor ikna edip Cuma namazına götürür. Birlikte camiye girip yan-yana otururlar. Cami İmamı kürsüde vaaz etmektedir. Cami imamının kalp gözü açık bir zat olduğu cemaati tarafından bilinmektedir. İmam efendi bir ara infak etmekten bahseder. Bakışlarını bıçkın delikanlının üzerinde yoğunlaştırıp mütebessim bir çehreyle ve tatlı bir ses tonuyla şöyle der:

Ey Cemaat-i Müslimin! İnfak etmek her kişinin değil, er kişinin harcıdır. Bir adam infak etmek için elini cebine attığında, yetmiş şeytan bu infakı engellemeye çalışır. Adamın elini tutar ve dışarıya doğru asılırlar…

Bu sözleri duyan bıçkın genç, yaşlı zatın ve cemaatin şaşkın bakışları arasında ok gibi camiden çıkar ve evinin yolunu tutar. Niyeti o yetmiş şeytana haddini bildirmek ve infak edebileceğini göstermektir. Bu şekilde imam efendiyi tekzip edecektir. Kapının zilini çalar. Kapıyı açan hanımı şaşırır ve sorar:

–Bey senin bu vakitte camide olman gerekmiyor mu, hayırdır alel-acele niçin geldin, bu telaşın nedir?

Bıçkın genç:

–Hatun, acele keseyi getir infak edeceğim.

–Kadın:

–Ne infakı, sen bizi doyurdun da infak mı edeceksin. Keseyi getirmiyorum.

Bıçkın gençle hanımı arasında bir tartışma başlar. Adam keseyi getirmesini ısrarla ister, kadın ise keseyi getirmez. Derken sözlü tartışma, kavgaya dönüşür. Adam hanımına dövmeye başlar. Bunun üzerine kadın çığlık, çığlığa yardım ister. Kadının akrabaları yetişerek bıçkın gence bir güzel meydan dayağı atarlar. Bıçkın genç, hanımının akrabalarından yakasını zar-zor kurtarır ve tekrar caminin yolunu tutar. Tabi yüzü gözü dağılmıştır. Kapıdan içeri girince cami imamı bakışlarını bu gencin üzerinde toplar. Yine mütebessim bir çehreyle ve tatlı bir ses tonuyla aynı cümleleri tekrarlar:

–Ey Cemaat-i Müslimin! Bir adam infak etmek için elini cebine attığında, yetmiş şeytan adamın elini tutar ve asılır. Bu infakı engellemeye çalışır.

Bıçkın genç cemaatin şaşkın bakışları arasında imam efendiyi tasdikler:

-El-hak doğrudur hocam, tecrübeyle sabittir hocam!

Çıkarılabilecek Muhtemel Dersler:

Onlar bollukta da darlıkta da infak ederler (Âl-i İmrân Suresi,134).

–Haktan esirgenen imkân, batılın tasallutuna maruz kalır. Haktan esirgenen sevgi de batılın kaselisliği olarak tezahür eder..

–Yaşlılığında huzurevine kapatacak, vefatında bir fatiha bile okumayacak çocukları için kişi; mal üstüne, mal yığar. Kabirde “servetin hesabını” verirken, arkada bıraktıkları “servetin sefasını” sürer. İşte infaksız bir ömrün bilançosu budur.

–Ey insan! Önden gönderdiklerin malındır. Arkada bıraktığın mallar varislerinindir. İnfaktan kaçınanlar, dünyada sefil bir hayat yaşar. Kabirde ise bir zengin gibi hesap verir. Çünkü malı yığmış ve infak etmemiştir.

–Arkadaşlarıyla bir lokantaya giren insan, yemeği müteakip gelen faturayı sorgusuz sualsiz öder. Ama Allah rızası için ahiretine manevi sermaye olacak bir hayra gelince, kırk dereden su getirir. İnfak ehli bu işin tadına varmış ki Allah’ın izniyle çok kolay verebiliyorlar.

–Hayra niyet edince acele et ki, nefsin seni yenip de niyetinden caydırmasın. Hayırlı işin muzır manileri çok olur.