Fransa yüzyıl boyunca Cezayirli kızları tüm propaganda ve baskı araçlarını kullanmasına rağmen başörtülerinden alıkoyamadı. Bütün başarısızlıklar üzerine Fransa bu konuda son bir çalışma başlattı. Cezayir’den on Müslüman genç kızı alarak Fransa’ya götürdüler. Fransız hükümeti bunları okullara soktu, başörtülerini çıkardılar, Fransız elbisesi giydirdiler, Fransızcayı öğrettiler. Kızlar tamamen Fransız’laştılar.
Aradan onbir sene geçtikten sonra bu kızları Fransız’laştırdıklarını göstermek için bir tören tertip ettiler. Törene Avrupalı bazı bakanlar, aydınlar ve gazeteciler davet edildi. Fransa bununla tüm dünyaya Müslüman kadını nasıl özgürleştirdiğini gösterecekti. Tören başladığında bütün davetliler törenin düzenleneceği salonda yerlerini almış, Fransa’nın başarısına tanıklık etmek için sabırsızlıkla bekliyorlardı. Fransız bir yetkili misafir konuklara Cezayirli Müslüman kadını nasıl özgürleştirdiklerini ballandıra, ballandıra anlattı. Daha sonra Fransız okullarında onbir yıl eğitilen kızların nasıl modernleştiklerini göstermek için kızlar salona davet edildiler.
Ama o da ne, tüm davetliler hiç beklemedikleri bir manzara ile yüz yüze gelmişti. Fransız’laştıkları söylenen Cezayirli kızlar salona başörtüleri ve Cezayir’in İslami kıyafetiyle girmişlerdi. Herkes şok olmuş birbirlerine bakıyordu. Gazetecilerden biri ayağa kalkarak yüksek sesle: “Fransa, 128 senedir Cezayir’de ne yaptı öyleyse?” dedi. Yaşanan olay karşısında şaşkınlıklarını gizleyemeyen Fransız yetkililer, Paris’in göbeğinde bu soruya ne tür cevap vereceklerini bilemediler. Ancak daha sonra Fransız müstemlekeler bakanı Lachost olup bitenleri herkesin huzurunda şu açık ifadeler ile açıkladı:
“Kur’an Fransa’dan daha güçlü ve kuvvetli ise ben ne yapabilirim?”