Dünyada Bize Yer Bırakmayan Osmanlılar…

Fatih İstanbul surlarını toplarıyla döverken Ayasofya’nın başpapazı da cemaatini toplamış moral dersi veriyor. Demiş ki:

–Ey cemaat, istemez misiniz dünya Osmanlı’ların, Cennet bizim olsun.

Cemaatten sivri akıllı birisi kalkarak papaza cevap vermiş:

–Ama papaz efendi!

Dünya da bize yer bırakmayan Osmanlı’lar, Cennet’te bize yer bırakırlar mı?

Çıkarılabilecek Muhtemel Dersler:

Dünya ahiretin tarlasıdır. Tarlada ekim güzel olursa, hasat mevsiminde mutlu oluruz. Dünyada imtihanın kuralları geçerlidir. Allah çalışana verir. Kâfir-Mü’min ayırdetmez.

“Dünyada cenneti yaşamayan, ahirette ummasın.” Hazreti Ali (r.a).

“Evet, dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan ibarettir ama amellerimiz oyuncak değildir.”

İslâm dünyası kadere imanı, kadercilikle karıştırdı ve kader algısı yüzünden geri kaldı. Hâlbuki kadere iman farz, kadercilik haramdır. Peygamberimiz (s.a.v);

–yol kesicileri yol göstericilere dönüştürürken,

–bakır adamları elmas adamlara dönüştürürken,

–dünya siyasetini değiştiren adamlar yetiştirirken,

Bir kısım Müslümanlar sorumluluklarını Allah’a havale ettiler. Bunun adını da tevekkül koydular. Rivayetlere göre, bir gün iblis, Hz. İsa (a.s) gelerek:

–Madem her şey kader iledir, sen kendini bu yüksek yerden at bak nasıl öleceksin, diyor. Hz. İsa’nın cevabı muhteşemdir:

–Bre melun! Muhakkak ki Allah kulunu tecrübe eder, ama kulun haddine düşmemiş ki Allah’ı tecrübe etsin (Maverdî, Edebü’d-Dünyâ ve’d-Dîn s. 12; İbni Hacer, el-İsâbe 4:764).

Tabir Caizse, Allah’u Teala biz kullarına diyor ki:

–Sizler için şöyle bir imtihanı öngördüm, haydi göreyim sizi bakayım nasıl davranacaksınız. Kullar ise diyor ki:

–Allah’ım senin bize havale ettiğin sorumlulukları biz geri sana havale ediyoruz, görelim bakalım sen nasıl davranacaksın (haşa ve kella!) İşte bu tutum Allah’a karşı terbiyesizliktir. Haddini bilmezliktir. Allah’ı tecrübe etmeye kalkışmaktır.

Bursa Yunanlılar tarafından işgal edildiğinde, Orhan Gazi’nin Türbedarı:

-Kalk efendi! Bursa işgal edildi, kalk da Bursa’yı kurtar diye Orhan Gazinin türbesini bastonuyla dürter. Geceleyin rüyasında Orhan Gaziden şiddetli bir tokat yer:

 -Bre ahmak! Cihad ölülerin değil, dirilerin vazifesidir.

Bugün Müslümanlar, tembelliğin adını tevekkül koymuşlar. Utanmasalar ayakkabısının bağcığını bile Allah’a bağlatacaklar. Tembel ve sorumsuz Müslümanlar Allaha Halık değil, (haşa ve kella) hizmetçi muamelesi yapıyorlar. Allah bizim Halıkımızdır ama hizmetçimiz (Haşa) değildir.

İngilizler İstanbul’u işgal ettiklerinde;

–Madem sizin işgal edilmeniz kaderde vardı, bize isyan etmeniz kadere isyan etmektir diyerek sahte fetvalar dağıtmışlar ve milli istiklale giden direniş hareketini kırmaya çalışmışlardır.

O Müslümanlar Siz Değilsiniz, O Yahudilerde biz değiliz!

İsrail 1969 yılında Mısır’la savaşmıştı. Savaştan önce bir gurup İslam âlimi, İsrail Orduları başkomutanı Moşe Dayene gelerek:

–Siz bu savaşta mağlup olacaksınız. Çünkü bizim Peygamberimizin (s.a.v) bu konuda şöyle bir hadisi vardır:

–Yahudilerle, Müslümanlar savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Bu savaşta Yahudiler mağlup olur. Öyle ki bir Yahudi ağacın arkasına saklanır da o ağaç dile gelip der ki:

–Ey Müslüman, arkamda Yahudi var gel ve onu öldür. Moşe Dayen bu sözler dikkatle dinledikten sonra şu cevabı vermiş:

–Eğer bu sözü sizin Peygamberiniz söylüyorsa muhakkak doğru söylüyordur.

Ama size yenilecek ahmak Yahudiler biz değiliz. Bizi yenecek akıllı Müslümanlarda siz değilsiniz. Biz bu savaşta sizi yeneriz. Nitekim bu savaşta Mısır uçakları daha havalanmadan hangarlarında vurulmuştu.

Çıkarılabilecek Muhtemel Dersler:

–Nakilleri rivayet eden değil, nakillere riayet eden kazanır.

–Sen zamanın icadına bakmazsan, zaman senin icabına bakar!

–Müslüman kemiyet değil, keyfiyet insanıdır ve keyfiyet kemiyete müreccahtır.

–Hak bir dava batıl metotlarla mağlup olurken, batıl bir dava hak metotlarla galip gelebilir.

–Hak bir hedefe hak metotlarla gidilir, batıl metotlarla değil!