Hazreti Ebu Bekir (r.a):
–Kalk, Ümmü Eymen radıyallahu anhâ’ya gidelim,
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yaptığı gibi biz de onu ziyaret edelim, dedi.
Yanına vardıklarında Ümmü Eymen ağladı.
Onlar:
–Niçin ağlıyorsun? Allah katındaki nimetin Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem için çok daha hayırlı olduğunu bilmiyor musun? dediler.
Ümmü Eymen:
–Ben onun için ağlamıyorum. Ben Allah katındaki nimetlerin Peygamber Aleyhisselâm için elbette daha hayırlı olduğunu biliyorum. Ben, vahyin kesilmiş olmasından dolayı ağlıyorum, dedi; Ebû Bekir ve Ömer’i de duygulandırdı. Ümmü Eymen ile birlikte onlar da ağlamaya başladılar (Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe 103).
Rasulullah’ın vefatından daha büyük felaket vahyin kesilmesidir.
Vahiy sona erdiğine göre asıl büyük felaket bizim vahiyle bağlantımızın kesilmiş olmasıdır. Vahiyle bağlantımızın kesilmesi hayat ünitemizle bağlantımızın kesilmiş olması demektir. Hayat ünitesinden çekilince nasıl kalp duruyorsa, vahiyle bağlantımız kesildiğinde manevi kalbimiz durur ve yaşayan bir kadavraya döneriz manevi açıdan.