Feminist Bir Hocanın İtirafları
“… Bir gün ders verirken anlam veremediğim bir sıkıntı içimi kapladı. Sanki gizli bir güç beni eve çekiyordu. Be telepatik cazibeden kurtulamayacağımı anlayınca dersi yarıda kesip bölüm başkanından izin istedim. Bir taksi tutup eve gittim. İçimden bir ses, “kapının zilini çalma, anahtarınla aç” diyordu. Bende öyle yaptım. Yavaşça kapıyı anahtarımla açıp içeri girdim.
Evde korku verici bir sessizlik hâkimdi. O telepatik güç, beni çocuk odasına çekiyordu. Kapı kapalıydı. Kapının koluna elimi uzatırken heyecandan bacaklarımın titrediğini hissettim. Kapıyı açınca gördüğün manzara karşısında donup kaldım. Bağırmak istiyordum, ama sesim çıkmıyordu. Hizmetçi kadın, sırtını kalorifer peteğine dayamış uyuyordu. Ayakları çıplaktı. Bir ayağının parmağı çocuğumun ağzındaydı. Zavallı yavrum, kadının ayak parmağını meme yerine emiyordu!… Ter damlacıkları yüzünde boncuklanmıştı.
Bu manzaraya daha fazla tahammül etmem imkânsızdı. Gözlerim karardı. Daha sonrasını hatırlayamıyordum. Bayılıp yere yığılmışım… Alt katta oturan anneme haber vermişler. Beni acele bir hastaneye yetiştirmişler. Gözlerimi açtığım zaman annemi başucumda oturuyor gördüm. Boğazıma hıçkırıklar düğümlendi. Başımı annemin dizlerine koyup doyasıya ağladım… “Bütün feministlerin canı cehenneme!” diye bağırıyordum…
Oğlum şimdi altı yaşında, özel bir ilkokula gidiyor. Haşarımı haşarı. Ne laftan ne dayaktan anlıyor. Beni sinirlendirmekten zevk alıyor. Sinirlendiğim zaman bütün pedagoji kurallarını unutuyorum.
Belki aklınıza “kocanızla tekrar birleşmeyi denemediniz mi? sorusu gelebilir. Bu fırsatı da elden kaçırmıştım. Çünkü o evlenmiş yeniden mutlu bir yuva kurmuştu. Başka bir erkekle hayatımı birleştirme cesaretini bulamıyordum. Evlilik teklifinde bulunanlar olmadı değil, ama kendime olan güveni yitirdim…
Size bir itirafta daha bulunayım: Evvelce hafife alıp küçük gördüğüm klâsik ev kadınına şimdi saygı duyuyorum…”