“Anne ve babanın örnek yaşantısı çocuğun başucu kitabıdır. Çocuklar parmakla gösterilen doğruları değil, yanlışlara giden ayak izlerini takip ederler.”
O yüzden samimiyet, içtenlik ve söylenilenlerin hal diliyle hayata geçirilmesi, çocuğun ruhunda derin izler bırakır. Yaşanmış bir olayı sizlerle paylaşmak isterim:
Pakistanlı bir iş adamı olan Abdullah Delhi, Sovyet hava yollarına ait bir uçakla seyahat ederken, uçakta namaz vaktinin girmesi üzerine hostesten kendisine namaz kılması için bir yer göstermesini rica eder. Hostes, kokpit ekibinin bulunduğu kabinde namaz kılması için bir yer gösterir. Abdullah Delhi burada namazını kılarken kaptan pilotun hıçkırarak ağladığını görür…
Bunun üzerine aralarında şöyle bir konuşma geçer:
-Efendim sizi üzecek bir şey mi yaptım, niçin ağlıyorsunuz?
Pilot:
-Hayır siz beni üzecek bir şey yapmadınız? Bu yaptığınız hareketlerin anlamı nedir?
Abdullah Delhi:
-Ben bir Müslüman’ım. Bu da benim dinimin emri olan namazdır diyerek namaz hakkında kısa bir bilgi verir.
Bunun üzerine kaptan pilot şöyle der:
-Daha 4-5 yaşlarındaydım. Annem ve babamda senin gibi hareketler yapardı. Ayrıca bana sıkı sıkı tembih ederlerdi. Sakın bunları kimseye anlatma diye. Sonra beni onlardan kopardılar. Bir daha onları göremedim. Benim bir Müslüman çocuğu olma ihtimalim var. Yıllardır içimde bir ukde idi bu. Hep bunu düşünmüştüm. Şimdi daha iyi anlıyorum ki, benim annem babamda Müslüman’dı. Ben bir Müslüman anne ve babanın çocuğuyum. Gideceğim ve aslımı iyice araştıracağım.