1-Allah’ın Kâinatın Pîri olarak yarattığı insanın, Cehennemin Kiri olarak dünyadan ayrılması ne hazindir! Masum bir bebek olarak dünyaya gelen insanın, bir cehennem kütüğü olarak dünyadan ayrılması ne hazindir!
2-En etkili terapi, hayat terapisidir. Hayat insanı öyle sıkıştırır ki, artık değişmekten başka bir çare kalmaz. Hayat terapisi: yaşadığımız en acılı olaylarla gerçekleşir. (Mustafa Ulusoy)
3-Doğrular her çağda çağdaştır da, Her çağ doğrularla çağdaş mıdır? (Selahattin Şimşek)
4-Apartmanın ikinci katından düşen bir çocuğun imdadına hemen koşan insanlar, hayvandan daha aşağı düşenleri kurtarmak için neden gayret göstermiyorlar? Şefkat duygularını mı kaybettiler; yoksa bu duyguyu kullanmasını mı bilmiyorlar?
5-Fıtrat boşluk kabul etmez. Sen kendini Hak’la meşgul etmezsen, batıl seni istila eder. Kalp adı üstünde sürekli değişen, dönen demektir. Beslersen nadide güller yetişir. Yok ihmal edersen, anında ısırgan otları peydah oluverir.
6-Duyguların her birinin yönünü Allah’a çevirmek ve cennet sermayesi yapmak, insanın elinde olan bir şeydir:
-Şehveti iffet dairesinde,
-Aklı hikmet dairesinde,
-Cesareti şecaat dairesinde,
-İnadı takva ve ibadet dairesinde kullanarak cennet sermayesi yapabiliriz.
Diğer duygular bu şekilde kıyas edilebilir.
7-Sarmaşık bir sopaya tutundu mu uzar gider. İnsanda bir günaha sımsıkı sarılırsa günah sarmaşığı olur. Cehenneme doğru uzar gider. Maazallah.
8-Birlikte oturduğunuz dostlarınızın en hayırlısı, görünüşüyle size Allah’ı hatırlatan, sohbetiyle sizin güzel amellerinizi arttıran, salih ameliyle güzel fiil ve davranışlarıyla size ahireti hatırlatan kimsedir. (s.a.v)
9-Sirklerde ki şebeklerle, Şirk şebekleri arasında müthiş bir benzerlik vardır.
Her ikisi de algılara taparlar. Algılar karşısında elde edecekleri menfaat, olmazsa olmazlarıdır.
10-Allah’ım! Yaşamayı benim için her türlü iyiliği artırma vesilesi yap. Ölümü de benim için her türlü kötülükten kurtuluş sebebi yap!” (s.a.v)
11-İnkâr edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz aranızda dost olmazsanız, yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar. (Enfal Suresi-73)
12-Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için; kulluktan, kulluğa girmeyenlerin,
Kulların hoşnutluğunu kazanmak için; kılıktan, kılığa girmelerine şaşırmamak gerekir. Çünkü sebepte ne varsa, sonuçta o çıkar. Her sahne için ayrı bir kılığa girenler palyaçolardır.
13-Kim hürmeti düşecek, şerefinden noksanlık olacak bir yerde Müslüman’a yardımcı olmaz, onu yalnız bırakırsa Allah’da yardımını istediği yerde onu yalnız bırakır. Kim şerefinden kaybedeceği, saygısının azalacağı bir yerde Müslüman’a yardımcı olursa, yardımını istediği yerde Allah ona yardımcı olur” (Ebu Davûd, Edeb, 41)
14-Kendilerine hıyanet edenleri savunma; çünkü Allah hainliği meslek edinmiş günahkârları sevmez. (Nisa suresi. Ayet 107.)
15-Evinde iftar ettiği Sa’d b. Muaz’a (r.a) Rasulullah (s.a.v) şöyle dua etmişti: Sofranızda oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyiler yesin, melekler duacınız olsun. (İbni Mâce, Sıyâm: 45; Dârimî, Savm: 51.)
Bir adamın veya bir topluluğun Allah katındaki değerini anlamak istiyorsanız, bu duanın ışığında bakınız: Allah onların sofrasına kimi misafir göndermiş, yemeğini kime yedirmiş, onlara kimi duacı yapmış?
16-Allah’ın size verdiği geçim aracı olan mallarınızı beyinsizlere vermeyin. (Nisa suresi-5)
17-Kıyam sadece namazın bir şartı değildir. Özgür ve onurlu bir hayatında olmazsa olmaz şartıdır. Kıyam et, kıyam et…Kıyam etmeyenlerin önce kıymeti, sonra kıyameti kopuyor. Kafirler, cihadı hiç sevmezler, çünkü bu onlar sayılarını bitirmektedir. Tevhidi de hiç sevmezler çünkü tevhidi düzende sahte tanrılara yer yoktur.
18-Aklını yitiren insan nasıl delirip çılgınlaşıyorsa, aklı hükmündeki Kur’an-ı kaybeden gezegenimizde deli-divane olup başını en yakındaki seyyareye çarpacak, kıyameti koparacaktır. Kıymeti bilinmeyen Kur’an, kıyameti koparacaktır!
19-Ebû Ubeyde’nin Bahreyn’den malla geldiğini duyduğunuzu zannediyorum dedi.
Ensar:
– Evet, yâ Resûlallah! diye cevap verdiler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz:
-“Sevininiz ve sizi sevindirecek şeyler ümid ediniz. Allah’a yemin ederim ki, sizler için fakirlikten korkmuyorum. Fakat ben, sizden öncekilerin önüne serildiği gibi dünyanın sizin önünüze serilmesinden, onların dünya için yarıştıkları gibi sizin de yarışa girmenizden, dünyanın onları helâk ettiği gibi sizi de helâk etmesinden korkuyorum” buyurdular. (Buhârî, Rikak 7; Müslim, Zühd 6.)
20-Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah’a aittir. (Nisa Suresi-139)
21-Ebeveynler çocuklarına büyüyünce ne olacaksın sorusunu sorduğu gibi, Öldükten sonra ne olacaksın sorusunu da sormalıdır. Nefsine bu soruyu sormayanlar, nesline bu soruyu nasıl sorsunlar ki?
22-İmanla kontrol edilmeyen duygular insanın başına bela olur:
Meselâ şefkat, acz yüzünden elemli bir musibet olur.
Muhabbet, firak yüzünden belâlı bir hırkat olur.
Lezzet, zevâl yüzünden zehirli bir şerbet olur.
Âhirette ise, Cenâb-ı Hakkın hesabına olmadıkları için, ya faidesizdir veya azaptır (eğer harama girmişse).Said-i Nursi r.h.
23-Eylemde birlik yoksa, fikirde birlik olmanın ne anlamı vardır?(Malkom X)
Rivayetlere göre Endülüs Emevileri yıkılmazdan önce 400 guruba ayrılmışlar.
24-İmam Şâfiî (r.h.) diyor ki:
“Kur’an’da öyle bir ayet vardır ki zalimin kalbine saplanan bir ok, mazlumun kalbine sürülen bir merhem gibidir.” Bu hangi ayettir? diye sorulunca, İmam Şâfiî şu ayeti okur: “Senin Rabbin hiçbir şeyi unutacak değildir.” (Meryem, 64)
25-“Kâfirler Allah’tan başkasına ve Allah’a yaklaştıracak şeylere taparlar; münafıklar ise karınlarını doyurmaya, şehvetlerine taparlar. Bu yüzden münafıklar bolluk ve darlık durumlarında karakter değiştirirler. Kim bollukta ise onun yanında yer alır, istikrar göstermezler. Onlar çıkara, bolluk ve genişliğe taparlar ve nerde onları bulurlarsa oraya yönelirler.”
(İmam Maturidi) (Maturidi’nin Düşünce Dünyası/Sf. 337- Kültür Bakanlığı Yayınları
26-Tefekkür akıl ve kalp tembelliğinin yegâne ilacıdır. Zira günümüzde insanlar akıl ve kalp tembelliğine tutulmuşlar. Bunun ilacı tefekkürdür.
27-Güçlü ve zevk aldığımız meşguliyetler, evham ve obsesyona izin vermez. Bütün evham ve obsesyonlar boşluklardan doğar. Hayatımızda kendimizi adadığımız bir idealimiz varsa hayatımızda pek boşluk olmayacaktır. Çünkü yüksek idealler insanı adar. Adanan insanlarda yakıcı arzu oluşur. Yakıcı arzu insanı ok gibi yerinden fırlatır. İstekcikler ise insanı yerinden bile kımıldatmaz. O yüzden hayatımızda kendimizi adayacağımız ve bütün benliğimizi kaplayan yüksek bir ideal olmalıdır. Gayret gayeden doğar çünkü!
28-Bir gün Mevlâna hazretlerine bir miktar et getirildi.
Mevlâna hizmetçisine sordu:
-Falan fakirden ne haber?
-Onun durumunda bir değişiklik yok efendimiz.
-Bu eti al ve ona götür.
-Ama efendim uzun süredir siz et yemediniz.
-Bu eti biz yersek helâya gider, o yerse Arşı Alâya gider.
29-Kur’an-ı Kerim’in dilini ve maksadını bilmeden kendince hükümler çıkarmak, Tıp eğitimi almamış birinin, Tıp kitaplarına bakarak hastaya ilaç yazmasına benzer ki daha tehlikelidir.
30-Bizde tepkisellik üzerine birleşenler hep yıkmışlar ama bir şey yapamamışlardır. Onlar sadece konuşur ve yıkarlar. Bizde tanzimatçılar Rahmetli Abdülhamid’i devirme üzerine büyük bir şer ittifakı yaptılar. Onu devirdikten sonra her biri bir yere savruldu. Belâlarını birer, birer buldular. O yüzden etkisellik üzerine birleşenler, inşa edebilirler. Tepkisellik üzerine birleşenler, sadece konuşur ve tahrip ederler, yakarlar ve yıkarlar. Sonuç: HÜSRAN!
31-Siz benim Rabbime şirk koşmaktan korkmaz iken, ben sizin putlarınıza karşı gelmekten nasıl korkarım? (Hz. İbrahim (a.s.))
32-İbadet, imana hem sebep hem neticedir. Yani ibadeti yapmamızı sağlayan kuvvetli imandır; lâkin imanı sağlam ve zinde tutan da ibadettir. Böyle olunca, iman ve ibadet birbirlerine hem sebep hem de netice olmuş oluyorlar. İkisi arasında kopmaz bir bağ vardır, biri diğeri olmadan olmaz.
33-Dini ve imanı konusunda sonum ne olur diye söğüt yaprağı gibi titremeyenin sonu tehlikededir. (İmam-ı Cafer-i Sadık (r.a.))