Bir adamın eski bir kulübesi vardı. Kulübe çok eski olduğu için bazen tuğlalar düşerdi. Adam düşen tuğlaları yerine yerleştirip tamir edeceği yerde bir avuç çamurla onu kapatmaya çalışırdı. Nihayet bir gün ev çamur yığını haline geldi ve çöktü. Bunun üzerine adam harabe yığını halindeki kulübesine sitem etti:

–Ne vefasız evmiş. Yıllardır içinde oturdum da haber bile vermedi dedi.

Ev dile gelerek:

–Ahmak! Ne zaman çökeceğimi haber vermek için ağzımı açtımsa ağzımı bir avuç çamurla tıkadın!

Her geçen gün, kabre doğru atılmış dev bir adımdır. Her geçen gün, ömür binamızdan düşen bir tuğladır. Her geçen gün, takvimden düşen bir yapraktır. Ama bütün bu uyarıcılara rağmen başımızı gaflet ve malâyaniyat kumuna sokarak gerçeklerden kaçmaya çalışıyoruz. Ama nereye kadar?