Dilenci mevki’i, milletlerin içinde yerin!
Ne zevki var, bana anlat bu ömr-i derbederin?

Şimâle doğru gidersin: Soğuk bir istikbâl, 
Cenûba niyyet edersin: Açık bir istiskàl!

«Aman Grey! Bize senden olur olursa meded…
Kuzum Puankare! Bittik… İnâyet et, kerem et!»

Dedikçe sen, dediler karşıdan: «İnâyet ola!»
Dilencilikle siyâset döner mi, hey budala?

Siyâsetin kanı: Servet, hayâtı: Satvettir, 
Zebûn-küş Avrupa bir hak tanır ki: Kuvvettir.

 Donanma, ordu yürürken muzafferen ileri, 
Üzengi öpmeye hasretti Garb’ın elçileri!

O ihtişâmı elinden niçin bıraktın da, 
Bugün yatıp duruyorsun ayaklar altında?

«Kadermiş!» Öyle mi? Hâşâ, bu söz değil doğru;
Belânı istedin, Allah da verdi… Doğrusu bu.

Mehmet Akif Ersoy