1-Ey nefsim namaza koş!
Kendisine yapılan zulümlere zerre kadar beddua etmeyen rahmet peygamberi (s.a.v), hendek harbinde, harbin şiddeti yüzünden, namazı kazaya kalınca düşmanlarına şöyle beddua etmiştir:
-“Bizi namazdan alıkoydular. Allah da onların evlerine ve kabirlerine ateş doldursun.”
Hendek harbinde öğlen, ikindi, akşam namazlarını Efendimiz (s.a.v) kılamamış sonradan kaza etmişlerdir. (Müslim, Mesâcid, 205 [627]; bkz. Buhârî, De‘avât, 58 [6396])
2-Ey nefsim namaza koş!
Bir insan son nefesinde en önemli sözünü söyler en önemli vasiyetini yapar. Efendimiz (s.a.v) “Aman namaza dikkat ediniz” diyerek üç defa vasiyet etmiştir. (bk. Müsned, 1/78)
3-Ey nefsim namaza koş!
Bedelini ödemediğin hiçbir şeye sahip olamazsın ve dahi “Cennet ucuz, cehennem lüzumsuz değil.”“Cennete giden yol asfaltla döşenmemiştir.” Kuş yuvasına kanat çırparak uçar. Mü’minde cennet yuvasına, gayret ve ibadet kanadıyla uçar. Zaman dil dökme zamanı değil, alın teri dökme zamanıdır. Yarım saat yıkanıp çıkacağın bir hamama bile parasız koymuyorlar. Allah’u Teala sonsuz cenneti bedavadan verir mi? “Sen benim kalbime bak, kalbim temiz” diyenler hamama bile parasız giremezken, sonsuz cennete nasıl olurda bedelsiz girebilir?
4-Ey nefsim namaza koş!
Yiğidin alnı secdeye gelmez diyen alçak nefsim! İşte bu haletin, cehaletindendir.
Halbuki; yiğit olanın sırtı yere gelmez. Her seher vaktinde, şeytan sırtını yere getirmekte ve hala yiğidim demektesin. Yiğit var, urganda Allah için can verir, Yiğit var her secde ona heyecan verir. Söyle bakalım şimdi sen yiğit misin, yoksa yitik misin?
5-Ey nefsim namaza koş!
-Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. (Bakara Suresi. 153)
-Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. (Bakara Suresi.45)
-Her kim Rahman olan Allah’ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan, onun yakın dostudur. (Zuhruf Suresi.36)
6-Ey nefsim namaza koş!
Manen yorgun adamlar, yorgana tekme vuramazlar,tam aksine yorganın altında kalıp, ezilirler. Sabah namazı vaktinde 90 kiloluk adamın 2 kiloluk yorganın altında ezilip kalması ne hazindir.
7-Ey nefsim namaza koş!
Namaz, beni biz yapar, birleri milyonlar yapar. Duada bile, biz bilinci inşa eder. Sadece kendisine değil, bütün ümmete dua eder.
8-Ey nefsim namaza koş!
Namaz insanı diriltir. Namazın insanı diriltmesi için, “diri bir namaz şuuruna” sahip olmak gerekir.
9-Ey nefsim namaza koş!
Namaz engel tanımaz. Namazdan kurtuluş olmaz. Çünkü, kendisi kurtuluş olan namazdan hiç kurtuluş olur mu? Kurtuluştan kaçılır mı? Namaz, gülümseten ölümlerin sebebidir.
10-Ey nefsim namaza koş!
İhlâs, ibadetin ruhudur. İbadetlerini Allah’ın bilmesini yeterli görmeyenlere, cehennem yeterince gösterecektir. Alevle anlamadan önce, ayetle anlamaya bakalım.
11-Ey nefsim namaza koş!
“Kiminle konuştuğunuzu bilseydiniz, namazdan hiç ayrılmazdınız.”(Kenzu’l-Ummal, hadis no: 18923)
12- Ey nefsim namaza koş!
“Yakıtı taşlar ve insanlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve çocuklarınızı koruyun.” (Tahrim Suresi. 6) Bu ancak namazla mümkündür. Çünkü namaz, mahşer günü kendisinden sorguya çekilecek ilk ibadettir. “İnsanları yakmak için tutuşturulmuş ateşi namaz kılarak söndürünüz. Hz. Ebu Bekir r.a.
13-Ey nefsim namaza koş!
Başımı secdeye koyduğum zaman, başıboş olmadığımı, bir başımın (sahibimin) olduğunu anlıyorum. Hem başıboşluk duygusundan kurtuluyorum hem de sahiplenilme duygusu yaşıyorum. Elhamdülillahi Rabbil Âlemin.
14-Ey nefsim namaza koş!
“Bir meyve yüzünü güneşe döndürmüyor, onun ısı ve ışığına ihtiyaç duymuyorsa, ham kalmaya karar vermişse Güneş ona ne yapsın?
Şems-i Ezeli olan ALLAH insanı kâinat ağacının bir meyvesi olarak yaratmıştır. O meyvelerden bir kısmı Şems-i Ezeliye yüzlerini döndürdükleri için; kamil, ekmel ve mükemmel olmuşlardır. Peygamberler, veliler ve müttakiler gibi. Bir kısmı da sırtını Şems-i Ezeliye dönmüşler kuzeyde kalmışlar; Echel, Ahbes olmuşlardır. Nemrut’lar, firavun’lar ve ebu lehep’ler gibi.
15-Ey nefsim namaza koş!
“Arslan gibi hayvanların diş ve pençelerine bakılırsa, iftiras ve parçalamak için yaratılmış oldukları anlaşılır. Ve kavunun, meselâ, letafetine dikkat edilirse, yemek için yaratılmış olduğu hissedilir. Kezâlik, insanın da istidadına bakılırsa, vazife-i fıtriyesinin ubudiyet olduğu anlaşıldığı gibi, ruhânî ulviyyetine ve ebediyete olan derece-i iştiyakına da dikkat edilirse, en evvel insan bu âlemden daha lâtif bir âlemde ruhen yaratılmış da teçhizat almak üzere muvakkaten bu âleme gönderilmiş olduğu anlaşılır.” (Mesnevi-i Nuriye, Zerre)