Bizi Sıkıştırıyor Toprak
Toprak dört yandan geliyor üstümüze, sıkıştırıyor bizi, itiyor son geçide, ölüm kapanına.
Geçebilmek için oradan eksiltiyoruz gövdemizi, kesip atıyoruz kolumuzu bacağımızı.
Bastırıyor toprak, eziyor bizi.
Onun sadece buğdayı olsaydık ölür, yeniden doğardık sonra.
Ah! Keşke anamız olsaydı toprak, merhametiyle sarardı bizi.
Düşlerimizde aynaya dönüşen kayaların resimleri olsaydık keşke.
En sona kalana kadar Ruhumuzu savunmak için son savaşı verecek olanlar, ey!
Görüyoruz yüzlerinizi.
Yasını tutuyoruz şenlik isteyen çocuklarımızın.
Görüyoruz yüzlerini de çocuklarımızı bu son mevziin pencerelerinden dışarıya atanların,
Hem de yıldızımızın parlattığı pencerelerden.
Nereye gitmeliyiz bu son sınırdan sonra?
Göklerin sonuncusundan sonra nereye uçar kuşlar?
Son rüzgârdan sonra nerede uykuya dalar bitkiler?
Kan kırmızı dumanla yazacağız isimlerimizi.
Destanımızı etimizle kemiğimizle bitireceğiz.
Burada öleceğiz. Burada, son geçitte, son çıkışta.
Burada ya da orada. Kanımızdan doğacaktır zeytin ağaçları.
FİLİSTİNLİ ŞAİR MAHMUT DERVİŞ