Vay Haline!

1-O gün, yalanlayanların vay haline! Onlar, daldıkları batılın içinde oyalanıp durmaktadırlar. (Tûr Suresi. 11-12)

2-Ey Resulüm! Ayırım gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin! O gün yalanlayanların vay haline! (Mürselât Suresi. 14-15)

3-Biz öncekileri helâk etmedik mi? Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız. İşte biz, suçlulara böyle yaparız. O gün, yalanlayanların vay haline! (Mürselât Suresi.16-19)

4-Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı? İşte biz o suyu, belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik. Biz böyle takdir ettik ve biz ne güzel takdir ediciyiz. O gün yalanlayanların vay haline! (Mürselât Suresi. 20-24)

5-Yeryüzünde yüksek dağlar yarattık ve sizlere tatlı sular içirdik. O gün yalanlayanların vay haline! (Mürselât Suresi. 27-28)

6-Yalanlamakta olduğunuz şeye doğru gidin! Üç kola ayrılmış ama ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidin. O, saray gibi kıvılcım saçar ki o kıvılcımların her birisi sanki birer sarı deve gibidir. O gün yalancıların vay haline! (Mürselât Suresi 29-34)

7-Bugün, kâfirlerin konuşamayacağı bir gündür. Onlara izin de verilmez ki mazeretlerini beyan etsinler. O gün yalanlayanların vay haline! (Mürselât Suresi. 35-37)

8-Bu, ayırım günüdür. Sizi ve sizden öncekileri bir araya getirdik. Bir hileniz varsa buyurun gösterin hilenizi. O gün yalancıların vay haline! (Mürselât Suresi. 38-40)

9-Şüphesiz takva sahipleri, gölgeliklerde, pınar başlarında ve canlarının çektiği çeşit çeşit meyveler arasında olacaklardır. Amellerinizin karşılığı olarak afiyetle yiyip içiniz. İşte biz, iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız. O gün yalancıların vay haline! (Mürselat Suresi.41-45)

10-Yiyin, faydalanın biraz. Şüphesiz siz suçlusunuz. O gün yalanlayanların vay haline! (Mürselât Suresi. 46-47)

11-Onlara ‘Allah’ın huzurunda eğilin’ denildiği zaman eğilmezler. O gün yalanlayanların vay haline! (Mürselât Suresi. 48-49)

12-O gün yalancıların vay haline! Onlar ceza gününü yalanlarlar. Onu ancak sınırı aşan ve günahkâr kimseler yalanlar. (Mutaffifîn 10-12)

13-O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Şiddetli azaptan dolayı vay kâfirlerin haline! Onlar dünya hayatını ahirete tercih edenlerdir, Allah yolundan alıkoyanlardır ve onun eğriliğini isteyenlerdir. İşte onlar derin bir sapıklık içindedirler. (İbrahim Suresi. 2-3)

14-Sonra gruplar kendi aralarında ihtilafa düştüler. Büyük güne şahit olunduğu zaman vay o kâfirlerin haline! (Meryem Suresi. 37)

15-Gerçek vaat yaklaşınca aniden inkâr edenlerin gözleri donar kalır. ‘Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz, hatta biz zalim kimselermişiz’ (derler). (Enbiya Suresi. 97)