Kuduz Kafirler!
Yeniden merhabalar sevgili dostlar ve sevgili okurlarım!
Gün geçmiyor ki ay yıldızlı bayrağımın dalgalandığı Şüheda yurdu güzel vatanımda bir kuduz kafir böğürtüsü işitmeyelim.
Bir süre önce Eskişehir Mihalgazi ilçesi bayan belediye başkanına, şalını ve şalvarını bahane ederek, bir kuduz ağzından salyalar akıtarak saldırmıştı.
Sayın Cumhurbaşkanımız belediye başkanımıza sahip çıktı ve mecliste ağırladı. Verilen görüntüler en güzel cevaptı kuduz havlaklara.
Ayrıca yapılan yargılamada kuduz havlak 7 ay gibi bir hapis cezası aldı.
Şimdi…
Sanki bir yerden düğmeye basılmışçasına arka arkaya kuduzlar saldırıyor!
Tabi bunda verilen cezaların yetersizliği ve inançlı insanların yeterince tepki vermeyişinin de etkisi büyük.
Ol sebepten mümbais meydanı boş bulan kuduzlar saldırıyor ve havlıyorlar!
Bir tane şizofrenik vaka kadın “başörtülülerin soyunu kurutmaktan” söz ediyor. Video çekiyor ve havlıyor.
Bunların diyor soyunu kurutmak gerekir diyor. Soykırımdan söz ediyor.
Ben bu videoyu izleyince tüylerim diken, diken oldu!
Dehşete kapıldım!..
Aman Allah’ım!
Yahudileri kamplarda soykırıma tabi tutan Adolf Hitleri hatırladım. Doğan çocukların öldürülmesini emreden soykırımcı Firavunu hatırladım.
Duyuyor musunuz soy kırımdan söz ediyor ve videosunu çekiyor. Sonra tutuklanınca yanlış anlaşıldım diyor.
Hala kuyruğu dik tutuyor ve neymiş efendim biz onu yanlış anlamışız.
Bre Gargat suratlı kadın!
“Bunların soyunu kurutacaksın” cümlesinin nesi yanlış anlaşılacak?
Neresinden okusan soykırım çığırtkanlığı yapıyorsun. Üstüne yanlış anlaşıldım diyorsun.
Şairin dediği gibi cevap verelim:
“Terazisi tezekten olanın dirhemi b.ktur.
Sizin kuduz ve kızıl kafirden farkınız yoktur.”
Yine kuduz taifesinden birisi çıkıyor, ağzından salyalar akıtarak saldırıyor.
Diyor ki:
-“Ben nasıl başı açık olarak camiye giremiyorsam, sende haşemayla apartman havuzuna giremezsin. Kural böyle mayoyla gireceksin”
Breh!… breh!… breh!…
Lafa bak hizaya gel!
Böyle buyurdu zerdüşt!
Ne demişti şair:
“Terazisi tezekten olanın dirhemi b.ktur.
Sizin kuduz ve kızıl kafirden farkınız yoktur.”
“Zırva tevil götürmez” demiş bilge adamlar.
Şimdi bu zırvanın neresini düzeltelim. Her tarafından hezeyan dökülüyor.
Bre gargat suratlı kadın!
Apartman havuzuyla mabedi nasıl bir tutarsın?
Turistler bile camilere başı örtülü girerken, sen nasıl başı açık girmekten söz ediyorsun?
Eğer Müslümansan zaten başörtüsünden, haşemadan rahatsız olmazsın. Demek ki Müslüman değilsin, kuduz ve kızıl kafirsin Necip fazılın ifadesiyle.
Apartman havuzuna haşemayla girilmez kuralını kim koymuş?
Bilmiyorsan öğren kuduz kafir!..
Medine de ilk kan başörtüsü yüzünden dökülmüştür.
Bir Yahudi, Müslüman Kadının kıyafetine saldırmıştı. Saad Bin Ebi Vakkas hazretleri eline geçirdiği bir deve kemiğini Yahudi’nin kafasına vurarak kafasını yardı ve kanını akıttı. Saldırganı bertaraf etti.
Sütçü imam Maraş’ta Müslüman hanımların kıyafetine el uzatan Fransız’ı tabancasıyla vurarak cehenneme gönderdi.
İlk milli mücadele Maraş’ta başörtüsü sebebiyle başladı.
Anlıyorsun değil mi?
Bu ülkede sütçü imamlar bitmez.
Bizler bir ölür bin doğarız.
Mahremimize el uzatanları tükürüğümüzle boğarız!
Milyonlarca şehidimiz “değmesin göğsüne namahrem eli” düsturuyla şehid oldular.
Bu vatanın üstünde kuduz kafirler; yesinler, içsinler semirsinler, çalsınlar, çırpsınlar diye değil!
Lût Peygamberin lanetlik kavmi gibi her türlü pisliği icra edesiniz diye değil!
Ayrıca kurtuluş savaşında cephe gerisinde her türlü hizmeti veren analarımız başörtülüydü.
Şalcı bacılar, Nur Fatmalar, Erzurumlu Nene Hatunlar ve öküzleriyle cepheye mermi götürürken bebeğiyle donarak ölen Şerife bacılar hepsi başörtülüydü ve şalvarlıydı.
Senin gibi kokanalar bu topraklarda başörtüsüne havlasın diye şehit olmadılar.
Haddinizi bilin!
Kaşınmayın ve kaşımayın!
Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmayız!
Türk’ün ayranı köpürdü mü kimse önünde duramaz.
Evet…
Kuduzlar bitmiyor…
Bir tanesi çıkmış, mizah yapıyorum diyerek Cenab-ı Hak’la ve Kutsal Kitabımız Kur’an-ı Kerimle (haşa ve kella) dalga geçiyor ve mizah kılıfı altında hakaretler ediyor.
Bre soysuz!
Bre nadan!
Bre alçaktan da alçak, çukurdan da çukur herif!
Mizah yapmak müthiş bir zeka ve beceri gerektirir. Senin bu yaptığın mizah değil, şaklabanlık ve soytarılıktır!
Mizah kılıfı altında İslam’a ve kutsallarımıza hakaret ediyor ve onları aşağılıyorsun.
Yine şairin ifadesini tekrarlayalım:
“Terazisi tezekten olanın dirhemi b.ktur.
Sizin kuduz ve kızıl kafirden farkınız yoktur.“
Önce bu na-şerif herifin videosunu beğenen ve alkışlayanlara şairin diliyle cevap verelim:
“Muin-i zalimin erbabı denaettir.
Köpektir zevk alan seyyadı bi insafa hizmetten.”
(Dünyada zalimin yardımcısı ancak alçak ve şerefsiz kimselerdir; insafsız avcıya hizmet etmekten zevk alan ise sadece bir köpektir)
Bilmeyerek bu alçak ve çukur herifi alkışlayan Müslümanların iman tazelemesi gerekir. Önce bunu belirtelim.
Bilerek ve isteyerek bu çukur adamı alkışlayanlar ise zaten kuduz ve kızıl kafirlerdir!
Çukur herif; mizah adı altında İslam’la, Kur’an-la, Cenab-ı Hak’la alay ediyor!
Dinleyenlerde hararetle alkışlıyor.
Bunlar Müslüman olamaz. Müslüman biri; inanç esaslarıyla böyle şerefsizce, böyle alçakça dalga geçemez.
Bunlar sadece ve sadece İslam düşmanı kuduz ve kızıl kafirlerdir!
Yine şairin ifadesini tekrarlayalım:
“Terazisi tezekten olanın dirhemi b.ktur.
Sizin kuduz ve kızıl kafirden farkınız yoktur.“
Ben bu satırları yazarken bu alçakla ilgili soruşturma açıldığına dair bir haber okudum. Umarım en ağır cezayı alır!
Ulu Hakanımız 2. Abdülhamid han (r.h) Peygamber Efendimize (s.a.v) hakaret içerikli bir piyesin ne İngiltere de ne Fransa’da oynamasına asla müsaade etmemişti.
Şimdi cumhur ittifakının kutsallarımıza karşı duyarlılığını biliyoruz ve bu alçak adama en ağır cezanın verilmesini istiyoruz.
Umarım Cumhur ittifakı bu samimiyet sınavını en güzel şekilde verir. Yoksa halkımız bunu unutmaz sandıkta cezasını keser. Bizden söylemesi!
Bu arada samimiyet sınavında olan sadece cumhur ittifakı değil!
Bizler duyarlı Müslümanlar olarak yetkili makamları telefon yağmuruna tutmalı ve demokratik tepkilerimizi göstermeliyiz.
Gerekirse bütün sivil toplum kuruluşları meydanlara dökülmeli ve demokratik tepkilerimizi göstermeliyiz.
Şu hususu da önemle vurgulamak isterim. Cumhur ittifakının iktidar olduğu bir dönemde başörtüsü ve kutsallarımız kesinlikle anayasal güvence altına alınmalı. Yeni çıkacak olan anayasada en güzel şekilde güvence altına alınmalı.
Hakaret edenler en ağır cezayı almalılar.
Yoksa sembolik cezalarla bu işin önü alınamaz!
Son olarak:
Bu soysuzun kutsallarımıza olan hakaretlerine fikir hürriyeti diyerek destek veren yazar bozuntularına ve kâselislere (çanak yalayıcı) bir çift sözüm var:
“Hüda senin mayanı necasetle yoğurmuş,
Anan seni s.çacakken b.k diye doğurmuş!”
diye (şairin diliyle) sana hakaret etsem bu bir fikir hürriyeti olur muydu?