Cilalı İmaj Devrinin Figüranları-5
Şarlatanlar Bitmez!
Önce Bir Mesel…
Bir sohbet meclisinde bir zat, baş köşeye kurulmuş konuşuyor. İnsanlar başlarını eğmiş huşu içinde onu dinliyorlar.
Başköşede oturan zat diyor ki:
-Buradan Mekke’yi, Medine’yi görüyorum. İşte falan zat şöyle yapıyor, filan zat böyle yapıyor…
Kalabalık pür-dikkat bu zatı dinliyor. Adeta nefesler tutulmuş!
Derken odanın kapısı çalıyor. Evin hanımı yemeğin hazır olduğunu bildiriyor. Yemek servisi başlıyor.
Herkesin önüne bol etli pilav tabakları servis ediliyor. Ama başköşede oturan zatın tabağı, daha büyük olmasına rağmen et yok. Sadece pilav var.
Malum zat birazda sinirli bir ses tonuyla soruyor:
-Evin hanımı acaba herkesin pilavına et koyarken, benim tabağıma neden et koymadı?
Kapının arkasından konuşmaları dinleyen evin hanımı şahane bir cevap veriyor:
-Siz deminden beri evliyalık taslıyordunuz. Oturduğunuz yerden Mekke’yi, Medine’yi gördüğünüzü söylüyordunuz.
Ama daha tabağınızdaki eti bile göremiyorsunuz. Kaşığınızı biraz derin daldırsaydınız etlerin tabağın altına saklı olduğunu görecektiniz.
Zeki ve ferasetli kadın bir pilav tabağıyla evliyalık taslayan şarlatanın maskesini indiriyor!
Kitle Müsait…
İmdi…
Asrın en büyük vatan haini, İngiliz casusu başpapaz fettoş’tan sonra (eğer ders alınmazsa!) yine bu tarz sahte mehdilerin çıkacağını söylemiştim.
Çünkü kitle müsait!
Sorun, sahte mehdilerin ve din tüccarlarının kurnaz olması değil.
Sorun halkımızın bilinçsiz davranması, sorgulamaması ve her gördüğüne sazan gibi atlaması.
O yüzden sürekli kullandığım bir söz vardır:
–Türkiye’nin kerizi yonca gibidir, biçtikçe gürleşir. El-Hak doğru bir sözdür.
Şairin dediği gibi:
-“El-etek öpenler oldukça, el-etek öptürecekler her zaman olacaktır.”
Yine Bir Sahte Mehdi!
Şimdi Bay Laciverte gelelim…
Bay Lacivertin bulunduğu ortamlarda, cemaati kendisine şöyle manevi bir makam yüklüyor:
“Hem Hz. Peygamber’in hem de ahir zamanda gelecek olan Hz. İsa’nın yetkisi bizim efendimize verilmiştir”
Breh…Breh…Breh…
Bunu haber alan Eski Diyanet İşleri Reisi Mehmet Görmez Hocamız, Bay Laciverti bizzat çağırıp soruyor:
-Senin hakkında böyle söylüyorlar, ne dersin?
Bay Lacivert:
-Haşa! hocam diyor. Bunu reddediyor.
Görmez hoca bununla yetinmeyip bu sözlerin bizzat onun yanında söylendiğinde neden bu sözleri reddetmediğini soruyor.
Bay Lacivertin cevabı:
-Vallahi hocam, ben mühendis bir adamım. Hocalar öyle dedi, bende bir şey diyemedim.
Şimdi tut kelin perçeminden…
Kardeşim senin hocaların sana ağır bir hakaret veya ağır bir iftira isnat etseydi, hocalar dedi diye yine susacak mıydın?
Neresinden tutsan lacivertin bulaşıkları cıvık, cıvık damlıyor.
Özrün kabahatinden büyük.
Asrın haini başpapaz İngiliz casusu Fettoş da kendisinin Kâinat İmamı olduğunu iddia etmişti.
Cenab-ı Hak onları rezil-rüsva etti.
Şimdi yine benzeri bir hadiseyle karşı karşıyayız. Bay lacivert, kendisi hakkında söylenenleri reddetmiyor.
Tilkiye tavuğu sever misin demişler, amanın gıdıklanıyorum demiş.
Bay Lacivertin durumu tilkinin hesabı!
Övgü Konusunda Hadis-i Şerifler
Önce bu konudaki hadis-i şeriflere bir bakalım:
Ashabtan biri, Allah Resûlünün (s.a.v.) huzurunda bulunan bir şahsı, yaptığı bir hayır sebebiyle övmüştü. Hak ve hakikat istikametine ışık tutan Peygamber (s.a.v.),
-Yazık sana! (Sanki) sen, arkadaşının boynunu kestin.” (Müslim, 8/227)buyurdu.
Bir adamı medh eden ve övgüsünde aşırı laflar sarf eden kimsenin söylediklerini Resûl-i Ekrem (s.a.v.) işitmişti. Bunun üzerine:
-“Andolsun ki siz onu (kibre sevk ederek) helâk ettiniz veya bu adamı sırtından bıçakladınız.” (Müslim, VIII/228) buyurdu.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.), bir kimseyi kendisinde olmayan hasletlerle övmeyi şiddetle takbih etmiş ve bunu önlemek için:
-“Meddahların suratına toprak serpiniz.” (Feyzü’l-Kadir, 1/182)
emrini vermiş bulunmaktadır.
Bu işi bir menfaat beklemeden ve karşılıklı nezaket tavrı olarak yapmak da yasaktır. Bu hükmü tesbit eden bir hadis-i şerifte:
-“Karşılıklı övüşmelerden sakınınız. Zira bu, hiç şüphesiz, (birbirini) boğazlamaktır.” (İbn Mace, Edeb, 36) buyrulmaktadır.
Hayırdır! Yahudi’ye Bu Muhabbet Neyin Nesi?
Şimdi de Tuğrul Selmanoğlu kardeşimizi dinleyelim:
-“…Şimdi Almanya’da KRM denen bir kuruluş var. KRM bütün İslam-i teşkilatların içinde bulunduğu bir çatı kuruluş.
Bunun içinde DİTP var, bunun içinde Türk-İslam, bunun içinde Milli görüş Teşkilatları var.
Avrupa’nın en büyük sivil toplum kuruluşudur. Yüzlerce binin üzerinde camisi var. Bunun içinde Türk Federasyonu var. Yani ülkücülerin camileri var.
Bunun içinde aynı zamanda geçmişte VIX de vardı. Febantte İslam İşin Kültür Centerin. İslam Kültür Merkezleri Birliği, Süleymancıların yapısı.
Bu KRM bu çatı kuruluşu Gazze’de uygulamış olduğu soykırımdan sonra israil’i kınayan bir bildiri yayınladı. Bildirinin hemen sonrasında Süleymancı’lar dedi ki:
-Biz bu çatı kuruluşundan ayrılıyoruz. Bizim bu kınamayla bir alakamız olamaz. Biz siyaseten nötr olmak istiyoruz…”
Videonun linkini yazının sonunda belirteceğim. Video devam edip gidiyor. Tuğrul bey bunlarla ilgili çok çarpıcı bilgiler veriyor. İsteyen videonun tamamını dinleyebilir.
Şimdi beşikteki çocuğu 300’ den fazla kurşunla tarayan; katil, soykırımcı, kan içici, vahşi, peygamberlerini bile hunharca katletmiş ve peygamberlerini bile sevmemiş, Allah’ın lanetlediği bir kavme sen öfke duymuyorsun öyle mi?
O zaman sende bir bozukluk var demektir. Ya kanında bir bozukluk var demektir. Ya sütünde bir bozukluk var demektir. Ya de niyetinde bir bozukluk var demektir.
Çünkü benzerler birbirini çeker. Derviş dervişi tekkede, hacı hacıyı Mekke’de, şeyde şeyi dakka da bulurmuş.
Sayın bay lacivertler, siz hangi şeyden siniz?
Asrın Lawrenci başpapaz fetö de Yahudileri pek severdi. Filistinli çocuklar için hiç ağlamamıştı.
Saddam Hüseyin’in İsrail’e fırlattığı ve çöle düşen dandik füzeler için; zırıl, zırıl ağlamıştı. Sizdeki Fetö’ye olan bu benzerlik hiç hayra alamet değil!
Bu Çelişkilerin Bir Açıklaması Yok!
Sayın Bay Lacivert!
1-Ümmet-i Muhammed’den milyarlarca para topladınız ve hala topluyorsunuz. Bu paralar nereye gidiyor? Süleyman Hilmi Tunahan r.h. holding kurmamıştı. Sadece ve sadece Kur’an hizmeti için o kadar çileye katlanmıştı.
Şimdi sizler Samiri gibi semirdikçe semiriyorsunuz! Bu gidiş nereye?
2-Hani sizler siyaseten nötr olmak istiyordunuz. Neden öğrencileriniz ve çarşaflı hanımlar (Seçim zamanında) kapı, kapı gezip İmamoğlu için oy topluyor? Ümmete yalan söylemeye utanmıyor musunuz?
3-Kur’an-a hizmet için kurulduğunu söyleyen bir cemaat; bağlılarının siyasi tercihlerine hangi hakla ipotek koyabilir? Onlara, şuraya oy verceksiniz, buraya vermeyeceksiniz diyerek baskı yapabilir?
O zaman paraları, bağışları ve kurban derilerini de sadece oy verdiğiniz partinin müntesiplerinden toplayın, tabi eğer yapabilirseniz!
4-Sayın Cumhurbaşkanımızı ve ona oy veren insanları küfürle tekfir ettiniz mi? Yani Sayın Cumhurbaşkanımız ve ona oy veren vatandaşlarımızın yüzde elli ikisi kafir öyle mi? (Haşa ve kella!)
5-Polisin yaptığı baskınlarda o kadar tabanca ve silah yakalandı, hem de ruhsatsız. Hayırdır bu kadar silahla ne yapacaktınız?
6-Azıcık kendisinde liderlik kumaşı olan bir insan, fareler gibi dolaptaki gizli bölmeye saklanmaz. Kaçmak suçu kabullenmek demektir.
Neden ve niçin kaçıyordunuz?
Kir götürür bile olsa Lacivert bu kadar lekeyi kaldır(a)maz.
Yıkanın, tövbe edin ve arının.
Eğer böyle devam ederseniz, akıbetiniz Fetö’ den farklı olmayacaktır.
Bozkurt Türk, ihanetlere karşı her zamankinden daha fazla şerbetlidir!
Böyle biline!
HAMİŞ:
Yazımızın başında bahsettiğimiz video şu şekilde taratılabilir:
Youtube. Tuğrul Selmanoğlu. Türkiye Bu Meseleyi Ciddiye Almalı! – Ayna 5. Bölüm