Mübarek Gözyaşları-6
1-Peygamber Efendimizin s.a.v Mübarek Gözyaşları
O’nun ümmetine olan şefkat ve merhameti, bir annenin yavrusuna olan düşkünlüğünden daha ziyade idi.
Nitekim âyet-i kerîmede buyrulur:
“Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız O’na çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.” (1)
O’nun ümmeti için yapmış olduğu merhamet ve şefkat dolu sayısız duâlarından biri şöyledir.
Bir gün Allah Resûlü:
“Allâh’ım, ümmetimi koru, ümmetime merhamet et!” diye yalvararak ağladı.
Bunun üzerine Cenâb-ı Hak:
“–Ey Cebrâil!
Rabbin her şeyi daha iyi bilir ama- gidip Muhammed’e niçin ağladığını sor.” buyurdu.
Cebrâil (a.s.) geldi. Resûlullah Efendimiz ona, ümmeti için duyduğu endişe sebebiyle ağladığını bildirdi.
(Hazret-i Cebrâil’in dönüp durumu haber vermesi üzerine) Allah Teâlâ:
“–Ey Cebrâil!
Muhammed’e git ve O’na:
«Ümmetin husûsunda Sen’i râzı edeceğiz ve Sen’i asla üzmeyeceğiz.» müjdemizi ulaştır.” buyurdu. (2)
2-Peygamber Efendimizin s.a.v Mübarek Gözyaşları
Hz. Enes’in aktardığı rivayete göre, Hz. Peygamber (asm) Efendimiz, oğlu İbrahim’in vefatının ardından ağlamıştır.
Bunu gören Abdurrahman b. Avf :
–Ya Rasulallah sen de mi ağlıyorsun? deyince,
Efendimiz (s.a.v):
-Ey Avf oğlu!
Gözyaşı rahmettir. Evet, göz ağlar, kalp üzülür, fakat Rabbimizin razı olmayacağı söz söylemeyiz.
Ey İbrahim! ‘Şüphesiz biz senin firakından dolayı üzülüyoruz.’ dedi.”(3)
Başka bir rivayette ise:
–“Benim bu ağlamam, şefkatin eseridir, acımadan ibarettir. Merhamet etmeyene, merhamet edilmez!” buyurmuştur. (4)
Demek ki ağlamak merhametin ve şefkatin eseridir. Ayrıca her hâliyle örnek olan Efendimizin (asm) bu durumu, ümmeti için de bir örnektir.
Ağlamak merhametten olmalı ve göz yaşları sessiz, sessiz dökülmeli.
3-Peygamber Efendimizin s.a.v Mübarek Gözyaşları
…
Nitekim Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- der ki:
“Biz Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile birlikte Mescid’de oturuyorduk. Mus’ab bin Umeyr çıkageldi.
Üzerindeki, kürk parçalarıyla yamanmış hırkasından başka bir şeyi yoktu.
Allah Rasûlü, Mus’ab’ı görünce, onun Mekke’de nîmetler içindeki hâliyle şimdiki hâlini düşündü ve gözyaşlarına hâkim olamayarak ağladı.
Sonra da şöyle buyurdu:
–Biriniz sabahleyin ayrı, öğlenden sonra ayrı güzel elbise giydiği, önüne bir tabağın konup ötekinin kaldırıldığı, evlerinizi Kâbe’nin örtüldüğü gibi örtülere büründürdüğünüz (yani dünya lezzetlerinin önünüze serildiği) zaman hâliniz nice olur?!
–Ey Allâh’ın Rasûlü, tabiî ki o gün hâlimiz bugünkünden daha iyi olur. Çünkü o zaman (bugünkü sıkıntılarımız ve) geçim derdimiz olmaz, kendimizi tamâmen ibadete veririz. dediler.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
–Bilâkis bugün siz, o günkünden daha hayırlı durumdasınız. (5)
Kaynakça:
1-(et-Tevbe, 128)
2-(Müslim, Îmân, 346)
3-(Buhârî, h. no: 1303, Müslim, h. no: 2315)
4-(ibn Sad, Tabakat, 1/138.)
5-(Tirmizî, Kıyâmet, 35/2476)