1-“Hiç şüphesiz Azîz ve Celîl olan Allâh, bir kulu helâk etmek istediği zaman, ondan hayâyı çekip alır. Hayâyı alınca, o kul ancak gazaba uğrayan biri olur. Gazaba uğradığı zaman, kendisinden emânet (güvenilirlik) kaldırılır. Emânet kaldırılınca, o ancak hâin olur. Hâin olduğu zaman, kendisinden rahmet kaldırılır. Rahmet kaldırılınca, o ancak lânete uğrar ve mel’ûn olur. Lânete uğradığı ve mel’ûn olduğu zaman da, kendisinin İslâm ile olan bağı koparılır!” (İbn-i Mâce, Fiten, 27)

2-Hz. Osman’ın en bariz vasfı, edep ve hayâsı idi. Hz. Âişe’nin rivayetine göre, bir gün Re­sû­lul­lah, üzerine bir örtü çekmiş olduğu hâlde istirahat ediyordu. O sırada Hz. Ebû Bekir kapıya geldi, içeri girmek için izin istedi. Re­sû­lul­lah tav­rında bir değişiklik yap­madan içeri girmesine izin verdi. Sonra soracağını sorup gitti. Daha sonra Hz. Ömer geldi, ona da aynı şekilde hâlini değiştirmeden izin verdi. Ondan sonra Hz. Osman, huzura girmek için izin istedi. Bu defa Re­sû­lul­lah hemen doğruldu, toparlandı.

Bunun üzerine Hz. Âişe:

“Ey Allah’ın Resûl’ü!” dedi, “Ebû Bekir ve Ömer için toparlanmadığınız hâlde, neden Osman gelince hâlinizi değiştirdiniz?”

Allah Resûlü şöyle cevap verdi:

“Çünkü Osman çok hayâlı birisidir. Kendisinden meleklerin bile hayâ ettiği bir kimseden ben hayâ etmeyeyim mi?!” (Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe: 26-27)

3-Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallâhu anh) şöyle dedi:

Resûlullah örtünme çağına girmiş bir genç kızdan daha utangaçtı. Hoşlanmadığı bir şey gördüğünde bunu yüzüne bakınca anlardık. (Buhârî, Menâkıb 23, Edeb 72, 77; Müslim, Fezâil 67. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 17)

4-“(Rasûlüm!) Mü’min erkeklere söyle: Gözlerini (haramdan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allâh, onların yapmakta olduklarından haberdardır.

Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; nâmus ve iffetlerini muhâfaza etsinler. Görünen kısımları müstesnâ, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mü’min kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, âilenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbî kimseler, yâhut henüz kadınların gizli kadınlık husûsiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (dikkatleri üzerlerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey mü’minler! Hep birden Allâh’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.” (en-Nûr, 30-31)

5-“Ey Peygamber! Zevcelerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle de (bir ihtiyaç için dışarı çıktıklarında) dış kıyâfetlerini üzerlerine alsınlar! Bu, onların (iffetli kadınlar olarak) tanınmalarını ve rahatsız edilmemelerini te’min eder. Şüphesiz Allâh, çok bağışlayıcıdır, rahmet edicidir.” (el-Ahzâb, 59)

6-Yemin ederim ki, bir insanın edep yerlerine bakmaktan yahut da başkasının edep yerlerimi seyretmesine razı olmaktansa, gökten yere düşerek iki parça olmayı tercih ederim.” Hz. Selman r.a. (bk. el-Mebsut) Kitabul-İstihsan)

7-“Kim bana iki çenesi arasındaki (dili) ile iffet ve nâmusunu koruma sözü verirse, ben de ona cennet sözü veririm.”  (Buhârî, Rikàk, 23)

8-“–Allâh -azze ve celle- çok hayâlı ve çok gizlidir. Bu nedenle hayâyı ve örtünmeyi sever. O hâlde biriniz gusledeceği zaman örtünsün.” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Hammâm, 1/4012)

9-Allâh, kendisinden hayâ edilmeye, insanlardan daha lâyıktır.”  (Ebû Dâvûd, Hammâm, 2/4017)

10-“Çıplaklıktan sakınınız! Yanınızda, sizden hiç ayrılmayan (melekler) vardır. Bunlar, sadece ihtiyaç giderirken ve kişi eşine yaklaştığı anda ayrılırlar. Onlardan utanınız ve onlara iyi davranınız.”  (Tirmizî, Edeb, 42/2800)

11-“Adalet güzeldir, fakat idarecilerde daha güzeldir. Cömertlik güzeldir, ama zenginlerde daha güzeldir. Takva güzeldir, lakin alimlerde daha güzeldir. Sabır güzeldir, ancak fakirlerde daha güzeldir. Tövbe güzeldir, fakat gençlerde daha güzeldir. Haya güzeldir, lakin kadınlarda daha güzeldir.” (Münavi, Feyzu’l-kadir, 4/378, h. no: 5685)

12-Harama nazar nisyan (unutkanlık) verir.  İmam Şafi (r.h.)

13-Arabanın aküsünü tüketen farlarıdır, Mü’min’in aküsünü tüketen gözleridir.

14-Cenab-ı Hak göz nimetini Yaradan’a taptırasın diye vermiştir. Yaratılmışlara kaptırasın diye değil!

15-“Edebin ne kadar önemli olduğunu bilseydiniz, Allah’tan rızık yerine edep isterdiniz.”  Hz. Ali r.a.

16-Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kazanılır.  Aliya İzzetbegoviç

17-Katolik Papazdan Uyarı!

“Kızlarınızı uyarın, boyunlarına haç taksınlar, farklı olsunlar. Farklı olsunlar”dan kasıt, Hristiyan oldukları belli olsun, Müslümanlara benzemesinler. ”Çünkü Müslüman kızlar artık bize çok benziyor.”

18-Modern hayat tarzına sahip bir aile tek oğullarını yurt dışına yüksek tahsil yapmaları için gönderiyor. Delikanlı okulunu bitiyor ve yurda dönüş tarihini ve birde sürprizi olduğunu ailesine bildiriyor. Aile havaalanında heyecanla çocuğun dönüş saatini bekliyorlar. Çocuk uçaktan iniyor yanında oldukça modern! bir genç kız var. Genç kızın elinde de süs köpeği var.

Tabi bu emrivaki durumdan baba hoşlanmıyor. Eve gelince oğluyla aralarında şöyle bir konuşma geçiyor:

–Oğlum, biz sana modern ol dedik, ama sen baya bir modern olmuşsun. Modernliğin tadını değil, cılkını çıkarmışsın. Bu kız bizim ailemize olmaz.

Oğlan acı bir gülümsemeyle cevap veriyor:

–Babacım, siz beni Avrupa’ya yüksek tahsil için gönderdiğinizde bana dinimi öğretmediniz. Orda insanların kiliseye gittiğini gördüm. Beni dinden mahrum yetiştirdiniz. Ben orada büyük bir boşluk içine düştüm. Bu kız orda bana çok iyi davrandı. Gurbette limanım oldu. Şimdi ben size soruyorum. Bana alacağınız kız, bunun kopyası olmayacak mıydı? İşte ben size orijinalini getirdim. Taklitlerinden hoşlanmıyorum!

Baba bu haklı itiraza bir cevap veremez ve başını eğip susmakla yetinir.