–Rüya edille-i şeriyeden değildir.

–Kaldı ki uykudaki adamdan (rüya gören adamdan) kalem kaldırılmıştır (Buhârî, “Ḥudûd”, 22; “Ṭalâḳ”, 11) Mükellef olmayan adamın söyledikleri bizi neden bağlasın?

–Rüya sadece göreni bağlar. Bizi ilgilendirmez.

–Rüyalar İslam’da delil olmaz.

Öyle olsaydı sahabeler kendilerini savaşa götüren fitneleri rüya yoluyla (Peygamberimizi rüyada görüp, istişare ederek) çözebilirlerdi, neden çözemediler?

–Sahabeler Hilafet meselesinde neden peygamberimizi (s.a.v) rüyada görüp, bir çözüm sormadılar?

–Hz. Ömer, Kur’an’ın toplanması gibi en hayati konuda aylarca neden başını çatlatırcasına düşündü, istişare üstüne istişare etti? Neden rüyasında Peygamberimizi görüp ondan bilgi almadı, alamadı?

–Hazreti Aişe (r.ah) sonunda pişman alacağı Cemel Vakasına girmeden önce yıllarca aynı yastığa baş koyduğu muhterem zevciyle, Peygamber Efendimizle (s.a.v) neden rüyasında görüp ondan bilgi almadı, alamadı?

–Hz. Ali (r.a) onca faziletine rağmen zamanında baş gösteren fitnelerle ilgili olarak neden peygamber efendimizle (s.a.v) rüyasında görüşüp ondan bilgi almadı, alamadı? Rüya yoluyla talimat aldığını söyleyenler Sahabe-i Kiram Efendilerimizden daha mı üstünler?

–Sahabe-i Kiram Efendilerimiz hilafet seçiminde ve ihtilafa düştükleri konularda neden bu tür rüyalar görmediler? İhtilafa düştükleri birçok konuda bu tarz rüyalar görerek, sorunlarını pekâlâ kolayca çözebilirlerdi. Kaldı ki rüyalar (Rahmani bile olsa);

–Edille-i Şeriye’den değildir.

–Sadece göreni bağlar.

–Ayrıca, Şeriatın zahirine ters düşen her batın, batıldır. (İslam Ans. Batın İlmi mad.) Bu bir kuraldır.

–Din tamamlanmıştır. Rüya yoluyla dine ilaveler yapmak, dini tahrif hareketidir. Her Müslüman’ın bu konularda ferasetli davranması gerekir.

Bir Nükte: Bir gün zamanın meşhur rüyacı başına bir adam gelir:

–Efendim bir rüya gördüm, yorumlayabilir misiniz der. Rüya tabircisi:

–Rüyanı anlat evladım der. Adam:

–Efendim tabir için verebileceğim ücret yoktur, ücretsiz tabir eder misiniz der. Rüya tabircisi:

–Sorun değil, rüyanı anlat evladım der.

Adam başlar anlatmaya… Efendim rüyamda bir yeşillik içinde yürüyordum. Vahamı desem, çayır mı desem, çimen mi desem deyince rüya tabircisi buna kızar. Evladım o yeşillikten çık der. Adam rüyasını uzun uzun anlatmaya kararlıdır…

–Yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm… Sonra bir su çıktı karşıma deryamı desem, deniz mi desem okyanus mu desem… Rüya tabircisi öfkelenerek:

–Kifayet eder evladım, rüyanın tevile mecali yoktur. Allah senin belanı vermiş, ama bugün mü desem, yarın mı desem, öbür gün mü desem…

Çıkarılacak ders: “Allah aklını kullanmayanların üstüne pisliği boca eder.” (Yunus suresi.100).

Yaşanmış bir hikâye: Kalbi safi, zikir ehli bir zata bir gün uyanık bir adam gelir ve şöyle der:

–Dün gece eksik salâvat getirmişsin Peygamberimiz (s.a.v) rüyamda emretti, git falan zenginden şu kadar parayı al diyerek yüklü bir para almış. Bunu dolandırılan kişi kendisi bizzat bana anlatmıştı. Tabi ki bu kişi muhtemelen salâvat getirdiğini sağda solda söylemiş olmalı ki fırsatçının biri (gizem avcısı!) boşluğu itina ile doldurmuş ve kişiyi dolandırmış. Burada şöyle bir savunma mekanizması geliştiriyor insanlar: Biz hak yolda dolandırılmaya razıyız. Bu resmen ahmaklığın acısını hafifletmek için sürülen bir merhemdir. Müslüman önce uyanık olmalıdır. Özel sırlarını kimseyle paylaşmamalıdır. Dolandırıcı ve art niyetli insanların sıkça kullandığı şöyle bir söz vardır:

–Türkiye’nin kerizi yonca gibidir, biçtikçe gürleşir!

Kimsenin bizi ahmaklaştırmasına ve ahmak yerine koymasına izin vermemeliyiz.