Feraset konusunda insanların aldatıldığı en önemli hususlardan biri de vatan sevgisidir. Bazı radikal yazarlar ve onların takipçileri vatan sevgisini; “çamur ve balçık seviyesine” indirgemişlerdir.
Bilinmelidir ki, bu tarz guruplar ve bu sefil fikirler İngiliz laboratuvarında üretilmiştir. Allah’a ve ahiret gününe inanan bir Mü’min’in vatanına ihanet etmesi asla düşünülemez. Bu tarz sefil düşüncelere inanıyorsa, ya lehinde ve aleyhinde olan şeyleri ayırt edemeyecek kadar ahmaktır ya da İngiliz haşhaşıyla beyni mangurtlaşmıştır. Vatan sevgisini çamur ve balçık seviyesine indirgeyenler, çamur karakterli adamlardır. Ruhlarında her türlü “kirli ayak!” gezinebilir. Onlar, tasmaları efendilerinin ellerinde satılık adamlardır. Farklı düşünmek başka şeydir, vatana ihanet başka şeydir.
Her ne olursa olsun şehit lider merhum Muhsin Yazıcıoğlu (r.h) gibi deriz:
–“Vatan sevgisi maya gibidir, sütü bozuklarda tutmaz.”
Evet, Vatan sevgisi anser balı gibidir, ona alçaklarda rastlanılmaz.
Şimdi önce bazı konuşmaları dinleyelim…
ABD’nin meşhur ve uluslararası pek çok karanlık hadiseye imzasını atan “dâhi” diye pazarlanan dışişleri eski bakanlarından Henry Kissinger, Rockefeller Vakfı’nda yaptığı bir konuşmada bakınız demiş ki:
“-Amerika olarak neden güçlüyüz biliyor musunuz? Biz aramızdaki vatan hainlerini öldürürüz. Diğer ülkelerdeki hainleri ise kahramana dönüştürüp, o ülkelerin üst konumlarına getiririz!”
Churchill ise bir konuşmasında demiş ki:
Nesillerden beri İngilizceye yerleşmiş olan sözcüklerin değiştirilmesine karşıyım. Şimdiye kadar kullandığımız sözcüğün özel bir anlamı yoksa yerel kullanma biçimini benimseyebiliriz. Ancak, İstanbul ve Ankara için bu söz konusu değildir. ‘Constantinople’ sözcüğünün asla terk edilmemesi gerekir, ancak aptalların anlaması için ‘İstanbul’ tırnak içinde yazılabilir. Kedilerinden tanıdığımız Angora’nın da Ankara’ya dönüştürülmesine var gücümle karşı çıkacağım.”
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski Başkanı Orgeneral David Petraeus’a olası bir Türk-ABD sıcak çatışmasında neler olabileceği soruldu. Türklerin bölgedeki Araplardan farklı olduğunu vurgulayan Petraeus, şu ifadeleri kullandı:
“Orada durup iki defa düşünmeleri lazım; Türklerden bahsediyoruz, kontrolümüzdeki Araplardan değil. Düzenli taktik ve biz de bile olmayan disiplinli bir orduya sahipler. Geri çekilme gibi bir huyları yok ve bu olasılığı hiç düşünmüyorlar. Topyekün savaşan bir millet. Olasılık hesapları yapmıyorlar, akıllarında toprakları ve dinleri varsa kaygılanıp sonlarını düşünmüyorlar…”
Yukarda metnini verdiğimiz konuşmalardan da anlaşılacağı üzere batılı emperyalistlerin en büyük hedefi daima bizim vatanımız Türkiye ve bizim milletimiz Türk Milleti olmuştur. Çünkü hiçbir İslâm ülkesinin batılı emperyalistleri “tedirgin edecek” bir potansiyeli yoktur. Basit bir soruyla bunu anlayabiliriz. Batılı emperyalistler Suudi Arabistan’daki “şeriat rejiminden” niçin rahatsız olmuyorlar acaba?
Çünkü Suud-i Arabistan (Suud-i Amerika) gibi ülkeler kukladır ve tasmaları ellerindedir. Batılı emperyalistler tasmasını tuttukları ülkelerden niçin rahatsız olsun ki? Malcolm X’sin dediği gibi, onlar ev zencisidir, beyaz evin, beyaz adamın zencisidir.
Bir başka husus da şudur: Ülkelerine emperyalistlerce operasyon çekilen masum halklara en çok sahip çıkan ülke kimdir? Son elli yılda Afganlı, Suriyeli, Somalili, İranlı, Iraklı, Çeçen, Sudanlı ve daha birçok ülkenin vatandaşları niçin bizim ülkemize hicret ediyor? Diğer İslam ülkeleri neden muhacirlere sahip çıkmıyor?
Bütün bunları birleştirdiğimizde bizim vatanımız Türkiye ve bizim milletimiz Müslüman Türk Milleti, İslâm’ın son kalesidir. Bu kale düşerse bütün İslâm Ümmeti düşecektir. Henry Kissinger, Churchill, Orgeneral David Petraeus ve daha nice batılının gördüğü gerçeği göremeyenlere, Cenab-ı Hak basiret, feraset ve istikamet nasip etsin (Âmin).
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun sözünü tekrar edelim:
“Vatan sevgisi maya gibidir, sütü bozuklarda tutmaz!”