1-“Bir genç Peygamberimize gelerek: “Yâ Resûlellah! Bana zina yapmak için izin ver.” der. Orada bulunanlar gencin üzerine yürüyerek onu ayıplarlar ve men ederler. Onların aksine, Hz. Peygamber (asm),  “O genci bana getirin.” der. Engin şefkatiyle önce genci dinledi ve: “Bu zina fiilinin annene yapılmasını ister misin?” diye sorar.

Genç: “Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Elçisi! Asla (istemem).” diye cevap verir.

Peygamberimiz: “(Başka) insanlar da anneleri için bunu istemezler.” der.

Daha sonra, “Kızın için kabul eder misin?”, “Kız kardeşin için.”, “Halan için.”, “Teyzen için bunu ister misin?” diye sorar ve her defasında, “Hayır” cevabını alınca, Hz. Peygamber (asm) da, “Diğer insanlar da buna razı olmazlar.” der.

Sonra elini gencin üzerine koyup, “Yâ Rabbi bu gencin günahlarını affet, kalbini pak et, iffetini muhafaza et.” diye dua eder. Genç ondan sonra böyle hiçbir menfi eğilim göstermez, zinaya yaklaşmaz oldu. (Müsned, 5/256, 257)

2-Abdullah İbni Abbâs radıyallahu anhümâ bana:
– Sana cennetlik bir kadın göstereyim mi, dedi. Ben:
– Evet, göster, dedim.
İbn Abbâs şöyle dedi:
– Şu (iri yarı) habeşi kadın var ya! İşte bu kadın (bir gün) Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve:
– Beni sara tutuyor ve üstüm başım açılıyor. İyileşmem için Allah’a dua ediniz, dedi.

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:
– Eğer sabredeyim dersen, sana cennet vardır. Ama yine de sen istersen, sana şifa vermesi için Allah’a dua ederim, buyurdu.
Bunun üzerine kadın:
– Ben (hastalığıma) sabrederim. Ancak sara tuttuğu zaman üstümün başımın açılmaması için dua buyurunuz, dedi.

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem de ona dua etti.”(Buhârî, Merdâ 6; Müslim, Birr 54)

3-Annenin en önemli özelliklerinden biriside iffetli olmasıdır. İffetsiz ve hayâsız kadınların anne olması biyolojik düzeydedir. Zaten böyle kadınlar evlatlarına numune-i imtisal olamazlar. Napolyon hayatının en büyük mağlubiyetini Akka kalesinde Cezzar Ahmet Paşa karşısında yaşamıştır. Bu ihtiyar paşa, kibirli Napolyon’a Akka kalesi önünde unutamayacağı bir ders vermiştir.

Napolyon’un bütün ağırlıklarını savaş meydanında bırakıp kaçarken şöyle dediği meşhurdur:

-Kaçın kaçın, bu askerlerin önünde durulmaz. Bunları doğuran analar namusluydu.

4-Bakışlarını Kontrol Etmek

Göz, kamera gibidir. Kaydettiği resimleri kalbe atar. Kalp onunla meşgul olur. Bu da kişiyi hem harama sokar hem de ibadetlerden aldığı feyzi ve huşuyu duymaz olur. Ayrıca o haramlar güçlü bir tövbeye silinmezse, bütün benliği istila edebilir, bakımı terkedilen bahçenin ayrık otları tarafından istila edilmesi gibi. Allah muhafaza buyursun.

5-Sizin Bakarak Aldığınız Zevki…

Şehirlerarası yolculuk yapan bir otobüste, bir genç koltuğunda kitap okuyor. Yanındaki orta yaşlı bir zat ise gence şaka yollu takılıyor:

–Bu sıcak havada kitap okumanın sırası mı? Şu güzel kızlara bak diyerek sahil kenarındaki kızları gösteriyor.

Genç soruyor:

–Onlara niçin bakacağım beyefendi?

Adam cevap veriyor:

–E tabi ki zevk almak için.

Genç tek cümleyle şahane bir cevap veriyor:

–Sizin bakarak aldığınız zevkin binler katını, ben bakmayarak alıyorum.

6-Bizler Yüzlerine Bakılmayacak Kadar Çirkin miyiz…

 Statüsü yüksek insanların kaldığı bir sitede, üniversiteli gençler kiracı olarak kalıyorlar. Bir gün karakoldan gençlere bir davetiye geliyor:

–Hakkınızda şikâyet vardır. Falan gün, falan saatte hazır bulununuz. Gençler denilen zamanda karakola gidiyorlar. Şikâyetin özeti şöyle:

Apartmanda iniş-çıkışlarda gençler bayanlarla karşılaşınca kafalarını yere eğiyor ve başlarını çeviriyorlar. Bu davranışları site sakinleri olan modern hanımlar hakaret olarak algılamışlar ve:

“Bu gençlerden şikâyetçiyiz. Bizler yüzlerine bakılmayacak kadar çirkin kadınlar mıyız ki bizleri görünce başlarını çeviriyorlar?” diyerek şikâyette bulunmuşlar.
Bu da ahir zamanın cilvelerinden olsa gerek!