Vaktiyle bir adam seyahat için tüm hazırlıklarını yapar; erzakını, suyunu, silahını devesine yükler ve yola koyulur. Yolu çölden geçmektedir. Çölde bir süre yol aldıktan sonra, yerlerde sürünen bir adam görür. Adam susuzluktan dili sarkmış perişan bir halde sürünmektedir.

Bunu gören yolcu hemen devesini durdurur. Heybesinden kırbasını çıkardığı gibi adamın ağzına dayar. Adam susuzluğunu giderip kendisine ikram edilen yemeği afiyetle yer. Yemeği yedikten sonra kazandığı enerjiyle meçhul kurtarıcısına okkalı bir yumruk vurur. Onu yere devirdikten sonra, adamın devesine binerek kaçmaya başlar. Yere yıkılan yolcu kendini toparlayıp hırsızın arkasından bağırır:

–Şehre varınca bu olayı sakın kimseye anlatma!

Hırsız sonuçta bir insan. Kendisine yardım eden bu yolcunun ne demek istediğini anlayamaz. Deveyi durdurur ve sorar:

–Ne demek istiyorsun?

Yolcu cevap verir:

–İnsanlar bu olayı duyarlarsa çölde devesini kaçırmış ve yardıma ihtiyacı olan kimselere bir daha asla yardım etmezler. Kimseye güvenmezler. O yüzden bu olayı kimseye anlatma. Bu olay aramızda kalsın. Çünkü sen devemi değil, güveni çaldın!

Bunun üzerine hırsızın aklı başına gelir. Yaptığının büyük bir hata olduğunu anlar. Özür dileyerek yolcuya devesini teslim eder.

Çıkarılabilecek Muhtemel Dersler:

En kötü hırsızlık güven hırsızlığıdır. 1400 sene önce “güvenin kasası” Peygamber Efendimiz (s.a.v) di. Nübüvvetine iman etmeyen Mekke müşrikleri, Peygamber Efendimize (s.a.v) Muhammedü’l-Emin diyorlardı. Servetlerini ve en kıymetli eşyalarını Peygamber Efendimize (s.a.v) teslim ediyorlardı. Ne yazık ki güvenin kasası bugün İsviçre olmuştur.

Çağımızın en büyük bir garabeti, eminlik ve güvenilirlik sunmayan insanların; diğer insanlardan ilgi, sevgi ve yardım beklemeleridir.

Çağımızın en büyük garabeti, eminlik ve güvenilirlik sunmayan insanların bir takım, semboller ve ritüellerle bu defolarını kapatmaya çalışmalarıdır.

“Kişinin namazı, orucu sizi aldatmasın. Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar. Fakat güvenilir olmayanın dini de olmaz.” (Kenzu’l-Ummal, h. No: 8436).