Irkını tam hatırlayamıyorum ama Avrupalı bir genç Türkiye’de çeşitli araştırmalar yapıyor. Bu esnada bir vesileyle tanıştığı bir Türk kızına aşık oluyor. Onunla evlenmek istiyor. Kızın ailesi Müslüman olması şartıyla evlilik teklifini kabul ediyorlar. Oğlan zaten sempati duyduğu İslam dinine girmekte hiç tereddüt etmiyor. Bu konuda koyu bir Hıristiyan olan ailesinden tam destek alıyor. Gençler evleniyorlar. Türk kızı, Avrupa’ya gelin gidiyor. Evlilik mutlu bir şekilde başlıyor. Bu arada kayınvalide ve kayınpeder muhtelif zamanlarda eve gelip kütüphaneye bakıyorlar. Bir gün-anne ve baba oğlunu bir kenara çekerek diyor ki:
-Oğlum sen bilirsin ama bu kızı boşa! Bundan sana hayır yok.
Oğlan:
-Anne siz ne diyorsunuz, ben ona aşığım. Onu çok seviyorum. Onun için dinimi değiştirdim. Anne ve baba diyorlar ki:
–Oğlum bu kızla evlendiğinde İstanbul’dan Kayışzade Osman Hattı Kur’an-ı Kerim getirtmiştik. Evleneli 6 ay oldunuz. Kitab bir kere bile açılmamış. Tozlu bir şekilde kitaplıkta duruyor. Mukaddes kitabına ihanet eden, sana da ihanet eder. Bu kızdan anne olmaz. Gel sen bunu boşa diyorlar.
Bir anne-baba olarak, oğlunun ve ilerde doğacak torunlarının dini salahiyetiyle ilgilenmeleri, gerçekten şayan-ı tebrik bir olaydır.