“Bundan birkaç sene önce, Türkmenistan’da yaşadığım ve beni çok etkileyen, hemen, hemen konuşmalarımda beni dinleyenlerle paylaştığım bir örneği sizlere, örneklik konusunda bir örneği sizlerle paylaşarak ben huzurunuzdan ayrılmak istiyorum. Büyük Selçuklu Sencer’in mezarını ziyaret ettikten sonra, Merv kentinde uzakta iki kubbe göründü. Yanımdakilere sordum, “o uzakta görünen kubbeler nedir” dedim. “Peygamberimizin iki arkadaşının mezarı” dediler. Peygamberimiz (s.a.v) veda hutbesinde yüz bin kişiye hitap etmiş, sadece on bin kişinin mezarı Arabistan Yarımadası içerisindedir. Diğer bütün arkadaşları dünyanın her tarafına yayılmışlardır ve oralara İslâm’ın barış mesajını götürmüşlerdir. Onları ziyaret etmeye giderken yolda bir deve çobanıyla karşılaştım. 1,90 boyunda, 80-90 yaşlarına geldiği halde hala beli bükülmemiş, dinç, göbeğine kadar sakalı uzamış, başında muhteşem bir kalpak olan, bir ressamın fuayesine poz verebilecek güzellikte ihtiyar bir delikanlı.
Önce sordum: “bu tepedeki mezarlar kimlerin biliyor musun amca?” diye. O üçte iki Türkçe, yarı Türkmence Türkçesiyle onları bana anlatmaya başladı. ”Birisi Gureybi Esvep kabilesindendir, şunu yapmıştır, bunu yapmıştır, Peygamberimizle birlikte şuraya gitmiştir v.s.” O Kadar detaylı bilgiler verdi ki ben hayran kaldım. “Amca Türkmenistan’da böyle senin kadar bilgili başka deve çobanları var mı?” diye sordum. “Evlât ben çocukken hatırlarım bizim köylerde iki adam seçmek çok zordu; bir muhtar seçerken çok dikkatli davranırdık, bir de deve çobanı seçmek çok zordu.” dedi. Şaşırdım ben. “Hayatında bir defa yalan söyleyeni biz deve çobanı yapmazdık. Hayatında bir defa sözünde durmayanı biz deve çobanı yapmazdık. Deve çobanı yaptığımız bir adam, eğer develeri güderken bir defa küfretmişse, ağzından kötü bir söz çıkmışsa, köy ihtiyar heyeti toplanır ve derhal onu görevinden azlederdi.” Diye devam etti. Yılların hadis hocası hala jetonu düşmedi ve “muhtara verilen önemi anladım da, deve çobanına neden bu kadar önem veriyordunuz” dedim. “Deve çobanlığı Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) mesleği olmuş ya onun için” dedi. Sadece deve çobanlığı konusunda değil, hayatının her alanında, her anında, bütün insanlığa örnek olmuş, rehber olmuş bir Peygamberin ümmetiyiz. Elbette, hangi topraklarda, hangi milletle beraber, hangi medeniyetle beraber yaşarsak yaşayalım örnek olmak durumundayız.”
Prf. Dr. Mehmet Görmez