Eskilerin ifadesi ile “kaht-ı ricâl” yani “adam kıtlığı”nın en yoğun yaşandığı bir dönemden geçtiğimizi üzüntüyle ifade edebiliriz. Liyakatli insan, işini vicdanı ile yapan insan, işini sırf bedeni ile değil, kalbi ve gönlü ile de yapan insan hasreti, İslâm Âlemi’ni sarmış durumda…
Asr-ı Saadeti oluşturan onlarca sahabenin varlığına rağmen Hz. Ömer’in o zaman bile “bir oda dolusu adam gibi adam” hasretini ifade etmesi, adam azlığının İslâm dünyasının tarih boyunca yaşadığı hüzün verici bir tâlih olduğunu ortaya koyuyor.
Hep birlikte hâdiseyi hatırlayalım:
Zeyd bin Eslem’in, babasından naklettiğine göre; Hazret-i Ömer (r.a) bir gün dostları ile otururken aralarında şöyle bir konuşma geçmişti.
Hz. Ömer (r.a) yanındaki dostlarına:
“-Allah’ın kabul edeceği tek bir dileğiniz olsa, ne isterdiniz?” diye bir soru sormuştu.
Oradakilerden biri:
“-Ben, şu oda dolusu gümüşüm olsun da onu Allah yolunda harcamak isterdim!” dedi.
Bir başkası:
“-Şu oda dolusu altınım olsun da onu Allah yolunda harcayayım isterim!” dedi.
Bir diğeri:
“-Bu oda dolusu mücevherim olsa da Allah yolunda harcasam…” dedi.
Herkes dileğini söyledikten sonra oradakiler:
“-Ey Ömer, peki sen ne isterdin?” diye sordular.
Hz. Ömer (r.a):
“-Bende, Ebû Ubeyde bin Cerrah, Muâz bin Cebel ve Huzeyfetü’l-Yemânî gibi bir oda dolusu adam isterim ki, onları, Allah yolunda görevlendireyim.” diyerek herkesi duygulandıran arzusunu ifade etmişti.