Meleklerin Duaları-5

 1-Seyyidü’l-İstiğfar (istiğfarların Efendisi) ni Okuyanın Kazancı

Şeddat İbni Evs (r.a.)’dan rivayete göre, Efendimiz (s.a.v), Seyyidü’l-İstiğfâr (İstiğfârların Efendisi) şudur buyurdu:

“Ey Allah’ım! Benim Rabbim sensin, senden başka hiçbir ilah yoktur, beni sen yarattın, ben senin kulunum. Ben gücümün yettiği kadar senin ahdin ve va’din (sözün ve müjden) üzere sabitim, ben senin ihsan ettiğin nimetlerini itiraf ediyor, günahlarımı da kabul ediyorum, öyleyse beni mağfiret eyle! Şu muhakkak ki, günahları senden başkası bağışlayamaz. Ben yaptığım şeylerin şerrinden sana sığınıyorum.”

İnsan akşama girerken bu duâyı okuduğu zaman, o gece ölürse cennete girer yahut cennet ehlinden olur (buyurdu). Bu duâyı sabaha girerken okuduğu zaman da o günde ölürse, o da cennet ehlindendir. (1)

2-Melekler Müslümanın Namaz Kıldığına Şahitlik Eder 

Ebu Hüreyre (r.a.)’den Resûlüllah (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

“Melekler nöbetleşerek sizin başınızda gözcülük ederler. Sabah ve ikindi namazlarında bu melekler buluşurlar. Sonra geceyi sizin yanınızda geçiren melekler göğe çıkarlar. Allah –onlardan daha iyi bildiği halde- “Kullarımı ne halde bıraktınız?” diye sorar. Melekler de Allah’a: “Yanlarından ayrıldığımız zaman da, yanlarına vardığımız zaman da namaz kılıyorlardı” diye cevap verirler. (2)

Ekseri ulemaya göre hadiste zikredilen meleklerden maksat “Hafaza” melekleridir. Allah’ın (c.c.) onlara sorduğu şey kullarının amellerini yazıp yazmadıklarıdır.

“Kullarımı ne halde bıraktınız?” diye Allah Teâlâ’nın sorması, meleklerin kullarının lehine şehadet etmelerini dilediği için olabilir. Yoksa Allah (r.a.) her şeyi bilmektedir. Bu da Allah’ın (c.c.) gizli bir lütfudur. Zira meleklere insanların yalnız ibadet hallerini gösterir, şehvet hallerini ve benzerlerini ona bildirmez denmektedir.

Meleklerin sabah ve ikindi namazlarında toplanmaları, Allah’ın (c.c.) mü’min kullarının ibadet vakitleridir. Onun için melekler hem geldikleri vakit, hem de giderken mü’minleri namaz kılarken görür, huzur-u ilahide de bunu şehadet ederler.

Ayrıca hadis sabah ve ikindi namazlarının şerefine delil olmaktadır. Sabah ve ikindi namazları en şerefli vakitlerdir. Rızıkların sabahleyin taksim edildiği, amellerin günün sonunda Allah’a (c.c.) arz olunduğu ve o vakitte kim ibadet ve taatte bulunursa rızkına ve ameline bereket verileceği hadiste sabit olmuştur. (3)

Bu hadis, bir kısım meleklerin insanları gece ve gündüz nöbetleşe takip ettiklerini, insanı hiç yalnız bırakmadıklarını belirtmektedir. Ulema çoğunlukla, bu meleklerin hafaza melekleri olduğunu söylemiştir. Başka melekler olabileceğini söyleyenler de olmuştur. Kurtubi bunlardandır. Bu meleklerin ayrı olduğunu söyleyenlere göre, hafaza melekleri insanın iyi ve kötü hallerini yazarlar. Halbuki bu melekler insanların iyi hallerine muttali olmakta, namaz durumlarını Allah’a götürmektedirler. Böylece Cenab-ı Hakk’ın mü’min kullarına bir lütfu ve kerameti olarak o meleklerde insanların kötü halleri saklı kalmaktadır. Bu ifadede hafaza melekleri ile yazıcı meleklerin aynı melekler olduğu görüşü çıkmaktadır. Halbuki bunların aynı değil, ayrı olduklarını ifade eden hadisler vardır.

Meleklerin ikindi ve sabah vakitlerinde toplanmaları da mü’min kullara bir lütuf olmaktadır. Çünkü her seferinde namaz halinde görerek Allah’ın huzurunda öyle şehadette bulunurlar.

Meleklerin münavebesi şöyle açıklanmıştır:

a-Bir kısım melekler ikindileri iner. Bunlar ertesi sabaha kadar kalırlar.

b-Sabahleyin ikinci grup iner ve her iki grup semaya çekilir.

c-Sonra geceyi mü’minlerle geçiren grup semaya çekilir.

d-İkinci gelenler ikindiye kadar yer yüzünde kalırlar. İkindi olunca başka bir melek taifesi iner ve yer yüzündeki meleklerle ikindi namazında buluşurlar.

e-Her iki grup bir müddet beraber olurlar. Sonra bir sabah namazında semaya çıkar. Bu suretle ikindide inip, sabahta da çıkış olmak suretiyle münavebe devam edip gider.

Meleklerin sabah ve ikindi vakitlerinde gelmeleri, onların vakitli geldiğini ifade eder. Öyleyse ilk vakitlerinde gelmeleri esastır. Hadislerde en efdal namazın ilk vaktinde kılınan namaz olduğu belirtildiğine göre, bu namazların meşhud olması (şahitlendirilmesi) için ilk vaktinde ve cemaatle kılınmaya teşvik vardır.

Sabah ve ikindi vakitleri daha şerefli; o iki vakitte kılınan namazlar daha sevaplıdır. (4)

Allah Teala’nın ilmi her şeyi kuşattığı ve hiçbir şey O’nun bilgisi dışında olmadığı halde, yeryüzünden huzuruna çıkan meleklere “kullarımı ne halde bıraktınız?” diye sormasının bazı hikmetleri üzerinde durulmuştur. Bunlardan biri, kendisine ibadet eden, saygı gösteren, emir ve yasaklarını dinleyen kullarının kıymetini, merhamet ve mağfiretine lâyık olduklarını kullarına göstermesidir. Bir başka hikmeti ise, şu ayetteki gerçeği meleklere göstermesidir. Cenab-ı Hak, Adem (as)’ı yarattığında melekler kendisine:

-Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz” demişler.

Allah Teala da:

-“Şüphesiz ben sizin bilmediklerinizi bilirim” buyurmuştu. (5) İşte Allah Teala, yeryüzündeki mü’min kullarının da tıpkı gökyüzündeki melekler gibi kendisinin emir ve yasaklarına itaat ve O’nu zikir ve tesbih etmelerine melekleri şahit kılarak, daha önceki zanlarda yanıldıklarını onlara göstermiş olmaktadır. (6)

3-Allah Teala Meleklerine Şöyle Emreder

Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: Resûlüllah (s.a.v) buyurdular ki:

“Allah Teâlâ Hazretleri meleklerine şöyle emreder:

-Kulum kötü bir amel yapmak isteyince, onu yapmadıkça yazmayın. Yapınca, onu aleyhine bir günah olarak yazın. Eğer benim rızamı düşünerek terketti ise, bunu onun lehine bir sevap yazın.

-Kulum iyi bir iş yapmak arzu edince, yapmasa bile onu, lehine bir sevap olarak yazın. Eğer onu yaparsa, en az on misli olmak üzere yedi yüz misline kadar ona sevap yazın.  (7)

4-Allah’ın Melekleri Şahit Kılması

Hz. Enes (r.a) anlatıyor: Resûlüllah (s.a.v.) buyurdular ki:

“Kulun gündüz veya gece amelini yazan hafaza melekleri, yazdıklarını Allah’a yükseltirler. Allah sahifenin baş ve son kısmını hayırlı bulursa, meleklere şöyle der: “Sizi şahit kılıyorum, ben kulumun sahifesinin iki tarafı arasında kalan kısmını mağfiret ettim.” (8)

Netice olarak diyebiliriz ki, Allah Teâlâ bütün kâinatı bizler için bizleri de kendisine kulluk etmemiz için yaratmıştır. Rabbimiz bizlere karşı sonsuz merhamet sahibidir. O, bizim yegane dostumuz, yardımcımız ve vekilimizdir. Dolayısıyla bizler, mü’minler olarak Rabbimizin ne kadar büyük nimetleri içinde yüzdüğümüzün şuuru içinde sürekli uyanık ve şükür halinde olmalıyız. Bütün bu ikramlara karşı nankörlükten, biganelikten ve gafletten Allah’a sığınmalıyız.

Kaynakça:

1-Buhari, Deavat, 15; Ebu Davud, Edep, 5070; İbn Mace, Duâ, 3872.

2- R. Salihin, H.No:1050; Buhari, Tevhid, 23; Müslim, Mesacid, 632; Muvatta, Kasru’s-salat, 82; Nesai, Salat, 21.

3- İmam Nevevi, a.g.e., c.4, s.289.

4- İbrahim CANAN, Kütüb-ü Sitte ve Muhtasarı, Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları, 1. Baskı, Ankara, 1992, c.13, s.224-225.

5- Bakara 2/30

6- İmam Nevevi, a.g.e, c.5, s.209-210.

7- Buhari, Tevhid, 35; Müslim, İman, 203, 205 (128,129); Tirmizi, Tefsir, En’am, 3075.

8- Tirmizi, Cenaiz, 9 (981).