Bu züppeler acaba hangi cinsin efradı?

kadın desen, geliyor arkasından erkek adı;

Hayır, kadın değil; erkek desen, nedir o kılık?

Demet demetken o saclar ne muhtasar o bıyık?

Sadası baykuşa benzer, hıramı saksağana;

Hulasa, züppe demiştim ya, artık anlasan a! …

Fakat bu kukla herif bir büyük seciyye taşır,

Ki, haddim olmayarak, ‘Aferin! ‘ desem yaraşır.

Nedir mi? Anlatayım: öyle bir metaneti var,

Ki en savulmayacak ye’si tek birayla savar.

Sinirlerinde teessür denen fenalık yok,

Tabiatında utanmakla aşinalık yok.

Bilirsiniz, hani insanda bir damar varmış,

Ki yüzsüz olmak icin mutlaka o çatlarmış,

Nasılsa ‘Rabbim utandırmasın! ‘ duası alan,

Bu arsızın o damar zaten eksik alnından!

Cebinde gördü mü üç tane çil kuruş nazlım,

Tokatlıyan’da satar mutlaka, gider de çalım.

Eğer dolandırabilmişse istenen parayı;

Görür mahalleli ta karnavaldan maskarayı!

Beyoğlu’nun o mülevves muhit-i fahişine

Dalar gider, takılıp bir sefilin pesine.

‘Haya, edeb gibi sözler rusum-u fasidedir;

Vatanla aile, hatta, kuyud-u zaidedir.’

Diyor da hepsine birden kuduzca saldırıyor,

‘Ayıp degil mi? ‘ demişsin… Acep kim aldırıyor?

Namaz, oruç gibi şeylerle yok alış-verişi;

Mukaddesat ile eğlenmek en birinci işi.

Mehmet AKİF