Köklerden Göklere-11

1-“Bilindiği gibi Kurtuluş Savaşı’ndan sonra bizde Batılılaşmak eğilimi baş göstermiş, yeni bir düşünce tarzı, yeni bir sanat, yeni bir ahlak kurulması için mücadele başlamıştır. Bu mücadele köklü olarak entelektüel planda yürütülüyor, yeni bir dünya görüşünün toplumsal ve özdeksel yaşama koşullarındaki bir yenileşmeyi izlediği hiç hesaba katılmaksızın, eski kalıba yeni bir boya vurulmak isteniyordu. Bunun sonucu olarak, özellikle büyükşehirlerde yaşayan orta halli zümrelere bağlı bir kuşak yetişti.

Bu kuşak sinemanın, dergilerin, basının da himmetiyle Batı’nın taklitçisi haline geldi. Bu onların henüz o çağı değil de kendi çağını yaşayan toplumsal çevrelerinden ayrılmalarına, onunla çelişmelerine, ona kızmalarına sebep oldu. Bu insanlar kültür düzeylerine göre derece, derece soysuzlaştılar; toplum dışı, gerçek dışı her türlü sapık serüvene elverişli kimseler haline geldiler. Toplumsal çevreleriyle çelişmelerini, memleketle bağlarının çözülmesi izledi. Ya korkunç bir kötümserliğin tutsağı oldular ya da ufalanıp gittiler. İçlerinden pek azı gerçeğe yüzünden bakabilmek, memleketinin koşullarını kavrayabilmek ve gerekli fikir bileşimini yapabilmek basiretini gösterdi.” Attila İLHAN Sokaktaki Adam

2-Daha önce de yazmıştım. Dünyada ve ülkemizde, kendisini laik olarak tanımlayanların ezici bir çoğunluğu,aslında sadece islama ve Müslümanlara karşı laiktirler.Laiklik anlayışları ise; İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık etmek, sövmek, dünyada İslam ve Müslümanlar hakim olamasınlar diye savaş vermektir.

Bu insanların; özellikle ülkemizde diğer dinler ile ilgili, İslam ve Müslümanlar için sergiledikleri laiklik anlayışların hiçbirini göremezsiniz. Yani bu reziller Hristiyanlara, Yahudilere ve diğer dinlerin mensuplarına karşı laik falan değildirler. Hatta onların dini vecibelerine ve ibadetleri ile ilgili uygulamalarına müthiş bir saygı duyarlar.

Özel dini günlerinde falan, sosyal medyada tebrik mesajları yayınlarlar. Homoseksüellerin, lezbiyenlerin, travestilerin haklarını ararlar. Ama ezan sesinden tiksinirler! Takvim Gazetesi Yazarı Erkan TAN

3-“Peygamberlerimizi karikatür malzemesi yapamazsınız! Gazze’nin kanını mizah konusu edemezsiniz! Zulmün üstünü sanatla örtemezsiniz! Karikatür maskesi altında dine, peygamberlere ve mazluma hakaret edemezsiniz! Bu ahlaksızlıktır! Bu soysuzluktur! Bu apaçık bir İslam düşmanlığıdır! Zalimlerle aynı saftasınız. Sanat değil, alçaklık yapıyorsunuz! Haddinizi bilin! Bu topraklarda yaşıyorsaniz; Islam’a, tüm kutsal ve milli değerlerimize saygı duymayı öğreneceksiniz” Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay SARAL

4-Önce, kendimizi tanımalıyız. Maziden koparılmışız. Cami avlusunda bulunmuş bir çocuk şuursuzluğu içinde çırpınıyoruz. Nasıl bir tarihin çocuklarıyız? Ne soran var ne bilen? (Cemil Meriç’in Dünyası) Mustafa ARMAĞAN

5- Cazgır Havlakoğlunun yaklaşık 20 milyar dolara yakın soygunlar zincirini ısrarla savunması ama 100 bin doları çalanlara öfkelenmesi bana aşağıdaki fıkrayı hatırlattı…

Adamın biri günah çıkartmak için kiliseye girmiş. Rahiple, rahibeyi uygunsuz bir vaziyette görmüş. Adam öfkelenerek:

-Tuh size, Allah belanızı versin. Bir de din adamı olacaksınız diye onlara doğru tükürmüş!

Papaz büyük bir öfke ile gürlemiş:
-Ulan şu hayırlı işimi bir bitireyim, kiliseye tükürmek ne demek sana göstereceğim!

Cazgır Havlakoğlunun durumu da aynen fıkradaki papazın durumu gibi.

6-Macaristan’ın o zamanki C. Başkanı, Budapeşte’deki bir sempozyumda konuşurken, Osmanlı’ya teşekkür etmiş ve ‘Biz Osmanlı’nın hâkimiyetinde 170 yıl kadar yaşadık. Bırakınız 170 yılı, 50 yıl bile, bir sosyal camianın, işgaline girdiği düşmanlarının istediği şekle sokulması için yeterdi demiş ve ama Osmanlılar bizim ne dinimize ne mukaddesatımıza-mabetlerimize ve ibadetlerimize ne dilimize ve kültürümüze, ne de halkın itibar ettiği örf ve geleneklerine karışmadı.’

7- Kendilerini Türkiye’ye lütuf olarak gören bu insanların durumu gerçekten de sosyolojinin olduğu kadar psikiyatrinin konusu haline gelmeye başlamıştır. Ülkeyi ve milleti aşağıladıkça kendisini daha üstün gören bu ezik, Batı kölesi ruhun incelenmesi gerekmektedir.

Tüm sosyal medyasını bu amaç için seferber edenlerin, tüm gündelik sohbetlerini “abi burası Türkiye yea” gibi laflarla dolduran komplekslilerin, enetelektüel veya akademik çalışmalarında lafı hep buraya getirenlerin psikolojisinin üzerinde durmak gerekiyor. Türkiye ile ilgili her türlü olumsuzluğu abartıp o olumsuzluklar bir tek Türkiye’de varmış gibi anlatan; olumlu şeyleri de itibarsızlaştırmaya çalışan bu zihniyetin müstemlekelerde Batılıların kafese koyup yiyecek attığı eski sömürge halklarından çok daha köle olduğunu yüzlerine vurmak gerekiyor.

Sürekli beyazlaşmaya çalışan, derisinden utanan bu kimliksizlerin daha uzun yıllar bizim gündemimizi teşkil edeceği görülüyor. Bu Batıcı kültürel hegemonyaya karşı nitelikli ve özgüvenli nesiller yetiştirme ihtiyacı da…

Şunu herkese tekrar tekrar hatırlatmak gerekiyor: Türk milleti de Türkiye de herhangi bir fani için küçümseme değil ancak bir hayranlık nesnesi olabilir. Bilhassa da mensupları için…Oğuzhan BİLGİN-Akşam

8-Bakın gidin Fransa’dan Çin’e kadar araştırın; İslam’ın en amansız düşmanları Türkiye Cumhuriyeti’ndedir. En yamanları burada. Türkiye’deki İslam düşmanları dünyanın hiçbir yerinde yoktur! Timurtaş Uçar Hoca (r.h)

9-Bir derdin varsa, varsın. Bir derdin varsa, bir “dünya” kurarsın. Bir derdin yoksa, yoksun ve yalnızca bir “rakamsın”. Derdin kadarsın… Yusuf KAPLAN

10-“Kim daha ilerisini görürse, o diğerlerine söz geçirir. Akıllı bir insan için asıl övgüler, dostlarının beğenmeleri değil, düşmanlarının diş gıcırtılarıdır.” (KEMAL TAHİR / Notlar-12)

11-Öğrencisi Bilge K’ya sordu:
-Efendim birileri sürekli darbe ve idam imalarında bulunuyor. Bu konuda ne dersiniz?

Bilge K:
Evladım, atalarımız buyurmuş ki:

-Isıracak köpek dişini göstermez! Dişlerini gösteren köpekle, köpek dişlerini gösteren insan tehlikesizdir. Bir köpek sürekli havlıyorsa çaresiz kalmıştır. Bir problemi vardır. Bir de köpekler yanına yaklaşmaya cesaret edemediği insanlara uzaktan havlar.

12-Bu millet yerli gavurlara karşı Milli mücadele yapmaktadır. Ama merak etmeyin yılanın başı koptu! Şu an titreyen kuyruğudur. (Merhum Kadir Mısıroğlu r.h)

13-Emekli Orgeneral Ergin Saygun Savunma ve Güvenlik Alanında Uluslararası İşbirliği panelinde anlatıyordu:

“Yaşımız gereği dışarıdan gelen askeri malzemenin mahcubiyetiyle, can sıkıntısıyla büyüdük hep. Askerimizin üzerine U.S. yazan battaniyeler örttük. Üzerinde U.S. yazan tabak ve çatallarla yemek yedirdik. Kolunda Alman bayrağı olan eğitim üniformaları dağıttılar, ‘Bunları giyin’ dediler. Şimdi bakıyorum, dışarıya 5,5 – 6 milyar dolarlık askeri teçhizat satıyoruz.

Kıbrıs Barış Harekâtında roketlerinizi başka bir ülkeden almak zorunda kalmamışsanız, Roketsanın ‘ın şimdi yaptığı balistik füzelerin kıymetini takdir etmeyebilirsiniz. O temmuz sıcağında Kıbrıs’ta elinizde tek kanallı Amerikan telsiziyle kan ter içinde irtibat kurmaya uğraşmadıysanız, bugün ASELSAN’ın 40 kanallı kriptolu telsizlerinin de sizin için bir önemi olmayabilir.”

Helâl olsun paşam. Bu ülkenin geldiği noktayı görmezden gelen sabit fikirlilerin sığınağını nokta atışıyla imha ettiniz. Yüksel AYTUĞ/Sabah

14-“Öfke kontrolünü kaybettiğini, stresle başa çıkamadığını, ölçüyü kaçırdığını görüyorum. Sokağa çıkabilirsin, sokakta gezebilirsin, sokakta hayal kurabilirsin. Germeye, gerginlik üretmeye mahal yoktur. Elini tutan yok, önüne geçen yok, önüne çıkacak yok, haydi buyur, sokak, sokak gez de görelim, boyunun ölçüsünü alalım. Ama bu sokak merakı seni suça sevk ederse karşında Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletini bulursun, bunu da ufalanmış aklından sakın ola çıkarma.” Devlet Bahçeli

15- Gazzeli bir çocuğa soruldu:
-Büyüyünce ne olacaksın?
Çocuğun cevabı:
-Gazze’de çocuklar büyümez ki!

16-Başkalarının gözyaşından zevk devşirenler devşirme gavurcuklardır. Onlar insan suratlı canavarlardır. Ciğerlerimiz yanarken alay eden ciğersizler, yüzleri bevl-i hınzırla yıkanmış murdar yaratıklardır.

Gerek ihanetle gerek ihmalle ormanlarımızı kundaklayan insan suratlı canavarlar, mutlaka idam edilmelidir. Bu insan suratlı canavarların BİN tanesi BİR AĞAÇ etmez. Ayrıca idam edilen bu hainlerin tüm mal varlıkları hazineye aktarılmalıdır.

İdam edilmediği sürece Güzel Vatanımızda yangınlar ardı ardına devam edecektir. Böylelikle ülkemiz hızla çölleşecektir. Akıl odur ki, sonucu baştan göre! Göz odur ki dağın arkasını göre!

Ne demişti Fatih Sultan Mehmet Han:

“Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim”

Ayrıca Yangınla cansiparane mücadele eden kahraman personelimizle ve şehitlerimizle sosyal medyada alay eden alçak oğlu alçaklara, “sorosun çocuklarına”, “S’orospu çocuklarına’ en ağır cezalar verilmelidir. Bu cezalar verilmediği sürece boşuna kürek çekiyoruz demektir…Bizden söylemesi…