Ruhlarımızı Dinlendirelim-8
1-Her ziyafet veren verdiği ziyafete gelinmesini sever. Allah (c.c.)un ziyafeti de Kur’an’dır.(Darimi)
2-Her sabah yeryüzüne iki melek iner.
Biri:
-Ya Rabbi, infak edip iyilik edenin malının yerine yenisini ver, der.
Diğeri de:
-Ya Rab cimrilik edenin malını telef et, diye dua eder.
(Buhârî, Zekat, 27, Müslim, Zekat, 57)
3-Yalnız şu iki kişiye gıpta edilmelidir: Biri, Allah’ın kendisine verdiği Kur’ân ile gece-gündüz meşgul olan kimse, diğeri, Allah’ın kendisine verdiği malı gece-gündüz harcayan kimse. (Buhârî, Tevhid,97)
4-Allahü teâlâ bir kulunu sevdiği vakit, o kulun kalbinde, iyiye yönlendirici, kötülüklerden uzaklaştırıcı bir kuvvet verir. (Deylemi)
5-Sizden biri Rabbi ile konuşmak istediğinde Kur’an okusun.(Münavi, Feyzu’l-kadir, 1/320, h. no. 360)
6-Bir Müslüman’ın diğer bir Müslümanı şakadan bile olsa korkutması ve heyecana düşürmesi helâl olmaz. (Ebû Dâvûd, Edeb, 85- Hadis no:5004)
7-İnsanların en akıllısı iyilik yaptığı halde korkandır. İnsanların en ahmağı kötülük yaptığı halde korkmayandır. (Ebul Ferec r.h.)
8–Dünya tatlıdır ve manzarası hoştur. Şüphesiz ki Allah dünyanın idaresini size verecek ve nasıl davranacağınıza, ne gibi işler yapacağınıza bakacaktır. O halde dünyadan sakının ve kadınlardan korunun. (Müslim, Zikr 99)
9-Kişinin fitnesi ehlinde, malında, çocuğunda, nefsinde ve komşusundadır. Oruç, namaz, sadaka, emr-i bi’l-maruf ve nehy-i ani’l-münker bu fitneye kefaret olur. (Müslim, Fiten 17; Tirmizi, Fiten 71)
10-Kim bir Müslümanın dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderirse, Allah da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir.
Kim darda kalan bir kimsenin işini kolaylaştırırsa, Allah da dünya ve âhirette onun işlerini kolaylaştırır.
Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da dünya ve âhirette onun ayıplarını örter.
Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da onun yardımcısı olur.
(D4946 Ebû Dâvûd, Edeb, 60)
12-Bir Müslümanın, yanında bulunmayan din kardeşine yapacağı dua kabul olunur. Bir kimse din kardeşine hayır dua ettikçe, yanında bulunan görevli bir melek ona, ‘Duan kabul olsun, aynı şeyler sana da verilsin.’ diye dua eder. (Müslim, Zikir 87, 88; İbni Mâce, Menâsik 5)
13-Bir adamın namazı uzun kıldırıp hutbeyi kısa kesmesi dini iyi bildiğini gösterir. Bu sebeple namazı uzun kıldırıp hutbeyi kısa kesiniz.” (Müslim, Cuma 47.)
14-Sizden bir kimse cennet ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse bu sefer cehennem ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cehenneme girer.
Yine bir kimse cehennem ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cehennem arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse cennet ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cennete girer.
(Bu hadis, Nesaî hariç bütün kütübü sittede geçmektedir. bk. Kenzu’l-Ummal, h. No: 576)
15-Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de Cennet’e götürür. Kişi doğru söyleye söyleye sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de Cehennem’e götürür. Kişi yalan söyleye söyleye kezzâb (çok yalancı) diye yazılır. (Buhârî, Edeb, 69, Müslim, Birr,103, 104)
16- Mü’min, günahını, üzerine yuvarlanmasından korktuğu bir dağ zanneder. Günaha dadanmış kişi, günahını burnunun ucuna konmuş, ona bir şey söylediğinde uçacak bir sinek gibi görür.(Buharî, De’avât, 4)
17-Kul bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta oluşur. Bundan vazgeçip tevbeve istiğfar ettiği zaman kalbi parlatılır. Günaha devam ederse siyah nokta artırılır ve sonunda tüm kalbini kaplar.(Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 83)
18-Bir topluluk Allah’ı zikretmek üzere bir araya gelirse melekler onların etrafını sarar; Allah’ın rahmeti onları kaplar; üzerlerine sekinet iner ve Allah Teâlâ onları yanında bulunanlara över. (Müslim, Zikr 39, 38.)
19-İnsanların en kârlısı, ömrü uzun, ameli güzel olandır. (Tirmizî, Zühd 21, 22)
20-İşte, ey ihtiyar ve ihtiyareler!
Ben Kur’ân-ı Hakîmin nuruyla ve ihtiyarlığımın ihtarıyla ve iman dahi gözümü açmasıyla bu hakikati gördüm. Ve çok risalelerde kat’î burhanlarla ispat ettim.
Kendime hakikî bir teselli ve kuvvetli bir rica ve parlak bir ziya gördüm. Ve ihtiyarlığıma memnun oldum ve gençliğin gitmesinden mesrur oldum.
Siz de ağlamayınız ve şükrediniz. Madem iman var ve hakikat böyledir; ehl-i gaflet ağlasın, ehl-i dalâlet ağlasın. (Said-i Nursi r.h.)