Ruhlarımızı Dinlendirelim-9

1-Ebû Saîd el-Hudrî”den nakledildiğine göre Resûlullah (sav), “Müminin ferasetinden sakının. Çünkü o, Allah”ın nuruyla bakar.” buyurdu ve ardından, “Elbette bunda feraset sahipleri için ibretler vardır.” (Hicr, 15/75) âyetini okudu.” (T3127 Tirmizî, Tefsîru”l-Kur”ân, 15; MK7497 Taberânî, el-Mu”cemü”l-kebîr, VIII, 102)

2-Mümin, bir delikten iki kere sokulmaz.” (B6133 Buhârî, Edeb, 83; M7498 Müslim, Zühd, 63)

3-“Üç kişiden sorumluluk kaldırılmıştır: Uyuyandan uyanıncaya kadar, akıl hastalığına duçar olandan aklı başına gelinceye kadar ve çocuktan bulûğ (ergenlik) çağına gelinceye kadar.” (D4398 Ebû Dâvûd, Hudûd, 17)

4-Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar size helâl kılındı. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir. (Maide Suresi. 1. Ayet)

(Akit, sözleşme demektir. Kelime burada, hem Kur’an’ın getirdiği iman esaslarını, Allah’ın emir ve yasaklarını, uygulanması gereken kuralları, hem de genel anlamıyla kişilerin kendi aralarında yaptıkları sözleşmeleri, verdikleri sözleri kapsamaktadır.)

5-Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, vadettiğinde vaadinden döner, kendisine bir şey emanet edildiğinde emanete hıyanet eder.(Tirmîzî, Îman, 14)

6-“O münafıkların dış görünüşlerine aldanma. Onların liderlerini gördüğün zaman, yakışıklıdır, gövdeleri hoşuna gider. Konuşurlarsa güzel konuşurlar, dinlersin. İşte onlar sıra, sıra dizili kereste gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar.” (Münafıkûn Suresi. Ayetler:1-4).

7-Ensardan bir zat Resulullah (sav)’a (hafızasını) şikayet ederek dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Ben senden hadis işitiyorum, çok hoşuma gidiyor, ancak hafızamda tutamıyorum.  Resulullah (sav) ona şu cevabı verdi: “Sağ elini yardıma çağır!” ve eliyle yazma işareti yaptı. (Tirmizi, İlm 12; (2668)

8-Hz. Peygamber (sas) yüzü ateşle dağlanmış bir eşeğe rastladı ve “Onu dağlayana Allah lânet etsin!” buyurdu. (Müslim)

9-Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem:

“Yol ve sokaklara oturmaktan sakınınız” buyurdu. Sahâbîler:

-Ya Resûlallah! Bizim yol ve sokaklara oturmaktan vazgeçmemiz mümkün değil, çünkü lüzumlu işlerimizi orada konuşuyoruz, dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem :

–“Vazgeçemiyorsanız ve mutlaka oturmak zorunda kalıyorsanız, o halde yolun hakkını veriniz” buyurdular. Bunun üzerine:

-Yolun hakkı nedir ki ya Resûlallah? diye sordular. Peygamberimiz:

–“Gözü haramlardan korumak, gelip geçene eziyet vermemek, verilen selâma mukabelede bulunmak, iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırma vazifesini yerine getirmek” buyurdular. (Buhârî, Mezâlim 22, İsti’zân 2; Müslim, Libâs 114. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 12)

10-Efendimiz, Hazreti Aişe Validemizin hal ve hareketlerini gayet dikkatle takip eder, hoşnut olup olmadığı anları anlardı. Nitekim Hazreti Aişe radıyellahu anha’dan şöyle rivayet edilmiştir: Resulullah sallellahu aleyhi ve sellem bana:

Ben senin bana kızgın ve benden razı olduğun zamanları biliyorum” buyurdu. Ben:

– Bunu nereden anlıyorsun?” diye sordum.

– Benden razı olunca bana ‘Hayır, Muhammed’in Rabbine yemin olsun’ diyorsun. Bana öfkeli olunca ‘Hayır, İbrahim’in Rabbine yemin olsun’ diyorsun.” dedi. Ben de:

– Doğru ey Allah’ın Resûlü! Öyle diyorum ama Ben sadece senin adını terk ederim, sana olan sevgimi değil” dedim.

11-“Ey iman edenler! Belirli bir vâdeye kadar birbirinize borç verdiğiniz zaman onu kaydedin. Aranızda doğrulukla tanınmış bir kâtip onu yazsın. Kâtip, Allah’ın kendisine öğrettiği gibi (adalete uygun olarak) yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Üzerinde hak olan borçlu kişi akdi yazdırsın, Rabbi olan Allah’tan sakınsın da borcundan hiçbir şey noksan bırakmasın.”

“Eğer üzerinde hak olan borçlu, akılca noksan veya küçük veya yazdırmaktan âciz bir kimse ise, onun velisi adalet ölçüleri içinde yazdırsın. İçinizden iki erkek şahit de tutun. İki erkek bulunmazsa o zaman doğruluklarından emin olduğunuz bir erkek ile iki kadının şahitliğini alın. (Bir erkek yerine iki kadının şahit olmasına sebep) birinin unutması halinde ikincisinin hatırlatmasına imkân vermek içindir. Şahitler çağırıldıklarında, şahitlikten kaçınmasınlar. Siz yazanlar da, borç az olsun, çok olsun, vâdesiyle birlikte yazmaktan üşenmeyin. Böyle yapmak, Allah katında daha âdil, şahitliği ifa etmek için daha sağlam ve şüpheyi gidermek için daha uygun bir yoldur.”

“Ancak aranızda hemen alıp vereceğiniz peşin bir ticaret olursa, onu yazmamakta size bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Gerek kâtip, gerek şahit asla mağdur edilmesin. Bunu yapar, zarar verirseniz, doğru yoldan ayrılmış, Allah’a itaatin dışına çıkmış olursunuz. Allah’a itaatsizlikten sakının. Allah size en uygun tutumu öğretiyor. Çünkü Allah her şeyi hakkıyla bilir.” (Bakara, 2/282)