Çocukluğun Yok Oluşu

Bir gün oğlum okuldan eve dönmedi. Bana bir veda mektubu göndermiş… Üzerinde şöyle yazıyordu:

Sevgili babacığım, seni çok seviyorum. Beni affet! Ben gidiyorum babacığım.

Rüyalarımda sık sık gördüğüm hayallerimi süsleyen o Mavi Dünyayı bulmak için gidiyorum.

Çocukların dövülmediği, küfür edilmediği, insanların sıraya girdiği, çocukların aldatılmadığı, yerlere tükürülmediği, marketlerde sıralardan kovulmadığı bir dünyaya gidiyorum.

Çiçeklerin koparılmadığı, kediciklerin, köpekçiklerin, kuşçukların sevildiği, çocukların adam yerine konduğu, Güneşin değil sevginin ısıttığı;

Paylaşmanın, yardımlaşmanın şekerden, baldan, kaymaktan daha tatlı olduğu MAVİ DÜNYAMA geri dönüyorum.

Dünya biz çocuklar için, emniyetli bir gezegen değil. Çok geniş ama çok dar! Dokunduğum her şey ruhumu acıtıyor! Ruhumun çığlıklarını susturamıyorum babacığım.

Şehirleri, ülkeleri aydınlatan lambalarınız, ruhumdaki geceleri neden aydınlatamıyor?

Denizaltındaki balıklardan, kaç ışık yılı ötesi yıldızlardan bile haber alıyorsunuz ama benden, hemen yanı başınızdaki benden hiçbir haberiniz yok babacığım.

Depremleri önceden çözmeye çalışıyorsunuz. İçimde her gün 7,9 şiddetinde depremler oluyor. Ama bunu ölçecek cihazlarınız yok. Sahte duygularla örülü dünyanız, duygusal Richter ölçeklerinizi çalışmaz hale getirmiş. Benim ruhumdaki depremleri asla sezemiyorsunuz.

Temmuzun sıcağında sizler yanarken, ben üşüyorum babacığım, üşüyorum… Ruhum üşüyor!.. Sahte oyuncaklarınız, sahte gülüşleriniz dertlerime derman olamıyor babacığım.

Geçirdiğim her gün, bana seneler gibi uzun geliyor. Her gün daha çok daralıyorum.

Boğuluyorum babacığım, boğuluyorum…Bu yüzden gidiyorum. Cilalı, boyalı, pudralı ve maskeli yüzleri görmekten bıktım babacığım.

Nur yüzlü babaannemin yüzünü çok özledim. Onun nur yüzünü görmek için gidiyorum babacığım. Sahte tatlardan bıktım. Babaannemin lezzetli yemeklerini çok özledim babacığım, çok!

Bana aldığın bisikletten hiç zevk almadım. Ne zaman ona binsem, arkadaşımın mahzun bakışları içimi burktu, o bana imrenerek bakarken ben bu bisikletten zevk alamadım babacığım.

Ben sıcak odamda otururken, komşumuzun çocuğu gecekondusunda üşüyordu. Onunla birlikte ruhum üşüdü babacığım.

Benim için süslediğiniz odadan da zevk alamadım babacığım.

Sınıftaki arkadaşlarım yırtık ayakkabılarla, yırtık elbiselerle gezerken, yeni aldığın ayakkabılar ayaklarıma dar geldi babacığım, dar geldi.

Doğum günümde aldığın elbiseler üzerimde çok iğreti durdu.

Kısaca bu gezegen SOLUK ve HÜZÜN kokuyor sevgili babacığım.”

O günden sonra çocuğumdan bir haber alamadım. Çocuğumla birlikte içimdeki çocukta kayboldu!

Dikkat!

Oğlum;

Güler yüzlüydü,

Sorular sorardı,

Gözleri ışıl, ışıl parlardı,

İçi yaşam doluydu,

Paylaşmayı çok severdi,

Haksızlıktan hiç hoşlanmazdı.

Çocuğum mavi rengi çok sever, sık sık hayallerindeki mavi bir dünyadan söz ederdi.  Mavi Dünyamı çok özlüyorum derdi.

Onu Mavi Çocuk diye de çağırırlardı.

Evet, Mavi Çocuk kayboldu, içindeki Mavi Dünyayla birlikte…

Bulanlar veya görenler Mavi Çocuğun kaybolduğu, Samanyolu Galaksisinde, Dünya Gezegeninde;

din adamlarına, pedagoglara, sosyologlara, psikologlara, sanatçılara, devlet adamlarına haber versinler.

Kaybolan Mavi Çocuğumun eşkalini en iyi bilenler onlardır.

Ödül:

Mavi çocuğu bulanlara veya yerini haber verenlere, mavi çocuğu; içindeki Mavi Dünyayla birlikte, hediye edeceğim.

Yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim!

ALINTI