Onlar Kendilerini Yarı İlâh Sayıyorlardı…

Evvela selâm, sonra kelâm sizlere.

Karadenizli kardeşlerime Akdeniz’den Barbaros’un denizinden, Toroslardan selam ve sevgiler getirdim.

Kardeşlerim bir peygamber sözüdür, “Ey insan nerede bir kötülük görürsen onu elinle, elinle önleyemezsen dilinle önleyeceksin, dilinle de önleyemezsen kalbinle takbih edeceksin.

Bu peygamber sözü benim bütün hayatıma hâkim oldu. Bana rehber oldu bana ışık tuttu. Daha lise sıralarındayken ben bir imanın, bir fikrin adamıydım.

Yeni yeni köpüren genç ruhlarımızla Allah sevgisinden, millet sevgisinden başka bir şey yoktu.

“Tepeden inme dışarıdan gelme yapılan birçok inkılaplar, milleti allak bullak etmişti.

Paris sokaklarında yetişenleri, Hukuk-u beşer beyannamesini ezbere bilenler laiklik ve inkılapçılık perdesi altında yoksul Anadolu halkının imanını, vicdanını, hak ve hukukunu pervasızca çiğnediler.

Kıtalara hükmeden, 3 kıtada asırlarca dimdik duran ecdadımızı, şurada, burada halkevlerinde türlü kuyruklara sokarak tahkir ve tehvil ettiler.

Bizi mazimizden, bizi kökümüzden, bizi bizden ayırdılar.

Onlar kendilerini yarı ilah sayıyorlardı. Yapanlar onlardı, yaratanlar onlardı, partilerinden bahsederken şerefli partimiz diyorlardı.

On yılda on beş milyon genç yaratmışlardı.

O kadar ileri fikirli o kadar ileri gidiyorlardı ki 400 yıllık mesafeyi 20 yıla sığdırmışlardı.

Her şey onlarla başlıyordu, şanlarla şereflerle dolu koskoca Türk tarihi onlarca gayrı istibdat, kapkara orta çağdı.

Tam 27 yıl tanrılar gibi konuştular. Firavunlar gibi saltanat sürdüler. Yediler içtiler, kustular.

Bol harcırahlar hususi vagonlar, yatlar sürgün ettikleri padişahların saraylarında şahane hayatlar. Zevk eğlence alemleri Vur patlasın çal oynasın. Her gün bayram, her gün seyran.

Altta kalanın canı çıksın. Altta kalan halktı, milletti, köylüydü. Amma nutuklarda, amma afişlerde ‘Köylü milletin efendisidir’ diye yazıyordu.

Halkı ve köylüyü efendimiz sensin, efendimiz sensin diye soydular.

Ne utandılar ne utandılar ne doydular.”

Osman Yüksel Serdengeçti (r.h.)