Çok Mühim Bir Hatırlatma!

Selamünaleyküm muhterem kardeşlerim ve sevgideger dostlarım!
Çok önemli hayati bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bahsedeceğim konu; Allah’a, Ahirete ve Peygamber Efendimizin (s.a.v) pak nübüvvetine, kayıtsız- şartsız inanan Mu’minler için geçerlidir! Kafasında; ama, çünkü, fakat gibi şartlı iman taşıyan insanlar bu yazımı okumasın lütfen! Boşuna zaman kaybetmiş olurlar.

1-Bütün Peygamberler masumiyet ve ismet sıfatına sahiptirler. Yani günahsızdırlar. Sadece zelle dediğimiz küçük hataları bilmeyerek işlemiş olabilirler ve hemen Cenab-ı Hak tarafından uyarılıp o hatalarını da düzeltmislerdir.

2-Binaenaleyh bir Müslüman Peygamber efendimize (s.a.v) veya herhangi bir Peygambere hakaret eden, alay eden, iftira eden sıfatı, konumu, durumu, ne olursa olsun böyle alçak bir insanı seviyorsa, kalben bile buğz etmiyorsa, bu Mü’min imanını sorgulasın! Çünkü bir Mü’minin kalbinde hem Peygamber efendimize (s.a.v) hem de peygamber düşmanlarına yer olamaz!

3- Değerli kardeşim! Sen misafir odana domuzları vb vahşi hayvanları alıp ağırlar mısın? Elbette aklı başında hiçbir Mü’min bunu yapmaz. Tiksindin ve iğrendin değil mi!? Peki senin imanının sarayı olan kalbinde; Peygamber Efendimize, Kur’an-ı Kerime ve İslâm’ın kutsallarına hakaret eden, alay eden, küçümseyen ve küfreden alçak domuzlarada yer vermemen gerekir ve Allah için onlardan ve onları sevenlerden de nefret etmen gerekir.

4-Müslümanın öfkesi Allah için olduğu zaman kutsaldır. Müslümanın sevgisi Allah için olmadığı zaman batıldır. Bu sebeple Bir Müslüman İslâm düşmanlığı açığa çıkmış kişileri sevemez. Bilgi çağında bilmiyorum mazereti özür olarak kabul edilmez. Yaşanmış bir olayı ibret nazarlarınıza sunuyorum:

“Ebu Sufyan Mekkeli Müşriklerin lideri olarak bir anlaşma yapmak üzere Medine’ye geldi. Medîne’de hiç kimse Ebû Süfyân’a yüz vermedi. Peygamber Efendimiz’in zevcesi Ümmü Habîbe vâlidemiz, Ebû Süfyân’ın kızı olduğu hâlde, evine kadar gelen babasının oturmak istediği minderi altından çekip aldı. Ebû Süfyan hayretle:

“–Kızım, minderi mi bana, beni mi mindere lâyık görmedin?” diye sordu.

Ümmü Habîbe vâlidemiz:

“–Bu minder, Rasûlullah (s.a.v) aittir.b Sen necis bir müşrik olduğun için, ona oturmaya aslâ lâyık değilsin!” cevâbını verdi.

Ebû Süfyân işittiği bu cümleler karşısında âdeta dondu kaldı:

“–Kızım, sen bizden ayrılalı bir acâyip olmuşsun!” dedi.

Ümmü Habîbe vâlidemiz:

“–Hayır, Allah beni İslâm ile şereflendirdi.” diyerek îman muhabbetinin her şeyin üzerinde olan ulvî değerini ifâde etti. (İbn-i Hişâm, IV, 12-13)

5-Peygamber Efendimizin (s.a.v) hanımları bütün Mü’minlerin anneleridir. Bu statü bizzat Cenab-ı Hak tarafından verilmiştir. (Ahzâp Suresi 6. Ayet) Onlara ÜMMEHÂTÜ’l-MÜ’MİNÎN denir. Kendi annelerimiz nasıl mübarek ve muhterem ise Peygamber Efendimizin (s.a.v) hanımları da (bütün müminlerin anneleri olduğundan bahisle) çok aziz, çok muhterem ve çok kıymetlidir. O Muhterem annelerimize haşa ve kella! saygısız ve alçakça saldıran domuzlara bir Mü’min iman sarayı olan kalbinde yer veriyorsa imanını sorgulasın!

6-Anasına hakaret eden ve anasına haşa ve kella! küfür eden bir domuzu ve türevlerini iman sarayı olan kalbinde ağırlayan Mü’min tekrar, tekrar imanını sorgulasın!

7- Tarihen sabittir ki Peygamber Efendimize (s.a.v) hakaret eden hiçbir alçak, hiçbir aşşağılık herif kolay gebermemiştir. Efendimizin (s.a.v) amansız düşmanı ebû leheb adese denilen hastalığa yakalanmış, kendisine bir mezar bile nasip olmamış, bir domuz leşi gibi bir iple sürüklenerek şehir dışına atılmıştır. Ücretle tutulan köleler onun pis leşini sürükleye, sürükleye Medine dışına götürmüşler ve üzerine taşlar yağdırmışlardır! Ne kadar enteresandır ki sağlığında efendimizi taşlayan ebu lehep geberince leşinin kokusundan kimse yanına yaklaşamamış, uzaktan leşine taşlar yağdırmışlar ve üzerini taşla örtmüşlerdir. (Tabakât, 4/74; Taberî, 2/288.)

8-Efendimizin (s.a.v) mektubunu yırtan İran kralı Hüsrev Pervizi, oğlu Şireveyh hançerleyerek öldürmüştür. (Tabakât, 1:260; Taberî, 3:91; İnsanü’l-Uyûn, 3:292) Saad İbni Ebi Vakkas hazretleri İran saltanatın parça parça etmiştir. Sasaniye devletinin hiçbir yerde şevketi kalmamıştır.  Efendimize (s.a.v) hakaret eden Ebu Lehebin oğlunu konakladıkları bir seferde Arslan parçalayarak öldürmüştür. (Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:329; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:664.)

9- Değerli kardeşlerim! Bir insan dinsiz olabilir, ateist olabilir. Avrupa’da kiliseye para veren ateistler var. Dine inanmamak başka bir şeydir, dinin kutsallarına hakaret etmek başka bir şeydir, ikisi aynı şey değildir. İkincisi bilerek ve isteyerek yapılan bir din düşmanlığıdır! Bunun adı da şeddeli zındıklıktır. İslam’a ve Peygamber efendimize (s.a.v) en çok düşman olanlar yahudilerdir. Bu husus ayetle sabittir. (Maide Suresi 82. Ayet)

10-Kur’an-ı Kerimdeki bir hükümle ve islâm’ın kutsiyet atfettiği herhangi bir şeyle alay eden Maza-Allah dinden çıkar kafir olur. Böyle insanların cenaze namazı kılınmaz. Kabirlerine gidilmez. “Onlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma, mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah’ı ve peygamberini inkar ettiler, fasık olarak öldüler.” (Tevbe Suresi 84)

11-İsmi Müslüman veya Türk ismi olup İslam’a ve kutsallarına nefret kusanlar büyük ihtimalle dönmedir, sebatayisttir. Onlar sadece ve sadece İslam’a nefret kusarlar. Başka dinlerin kutsallarına zerre kadar dil uzatamazlar. Köpeğin sahibine hırladığı nerde görülmüştür? Her müslüman normal ateistle, İslam düşmanları ayrımını iyi yapmayı bilmelidir.

12-Müslüman olmamalarına rağmen Peygamber Efendimize hürmet, saygı ve sevgi dolu ifadeler kullanan şair ve yazarlar vardır. Kısaca bahsetmekle yetinelim. Sözde Müslüman ismi taşıyıp özde Hz. Muhammed ve İslâm düşmanlığı yapan aşşağılık heriflere! belki bir örnek olur.

Michael Hart (Cornell Üniversitesi’nde Edebiyat, New York’ta Hukuk, Adelphi Üniversitesi’nde Fizik alanında bilim adamı. American Astronomical Üyesi)

Hart, Dünyanın en etkili yüz insanını yazar. Birinci sıraya Peygamber Efendimizi (s.a.v.) koyar.

Tolstoy: Muhammed, hürmet ve saygıya fazlasıyla lâyıktır.

Dostoyevski: Büyük İslâm Peygamberi yüce yaratıcının katına çıkıp onunla buluşmuştur. Ben Mirac’a bütün kalbimle inanıyorum.

B. Smith: Büyük liderlerin hayat ve karakterleri ile yapılan hiçbir eleştiri İslâm Peygamberi için söylenemez.

Raymons Leronge: ’14 asır geçmesine rağmen Hz. Muhammed bu zamanın tek rehberi, tek hidayet resulüdür.’

Shebol: Bütün insanlık Hz. Muhammed’in insanlığıyla övünmelidir. Biz Avrupalılar iki bin sene sonra bile onun hakikatine ve kıymetine yetişemeyiz.

Bernard Shaw (İrlandalı, sosyalist, dramist): Ben bu hayret uyandırıcı insanın hayatını okudum. Ben O’nu insanlığın kurtarıcısı olarak görüyorum. O’nu böyle tanımamız lazım. O bugün aramızda olsaydı, dünyanın bütün problemlerini bir kahve içiminde hallederdi.

Voltaire: Türk kardeşim. Senin dinin bana çok saygın bir din olarak görünüyor. Senin dinin çok asil

Lamartine: İnsan hangi kriterlerle ölçülürse ölçülsün, acaba Hz. Muhammed’den daha büyük insan bulunur mu?

Knematirul: Ben haykırıyorum. Hz. Muhammed hiç kimseyle kıyaslanamayacak kadar büyük bir devrimcidir.

Arthur Gilman: Mekke’nin fethinde O’nun büyüklüğünü görüyorsunuz. Geçmişte kendisine yapılan zulümlere karşın hiçbir intikama yeltenmedi. Pekala intikam isteyebilirdi. Ordusunu da intikamdan alıkoydu.

Prens Bismark: Senin asrında yaşayamadığımdan dolayı çok üzgünüm. Ey Muhammed! Kuran Allah’ın kitabıdır. İnsanlık senin gibi bir yüceyi bir defa görmüş bir daha göremeyecektir. Senin önünde tam bir saygı ve hürmetle eğiliyorum.

Goethe: Biz Avrupa milletleri medeni imkânlarımıza rağmen Hz. Muhammed’in son basamağına varmış olduğu merdivenin ilk basamağındayız. Şüphe yok ki kimse bu yarışta onu geçemeyecektir.

Selâm ve dua ile.