Hizmet Ehline Güzel Muamele Etmek
Ubâde b. Velîd babasıyla birlikte ensardan bir kabileye gitmişti. Orada Akabe Biati’ne ve Bedir’e katılan bir sahabî olan Ebü’l-Yeser ile karşılaştılar.
Ebü’l-Yeser’in üzerinde bir çizgili hırka ile meâfirden yani Yemen dokumasından bir elbise vardı. Hizmetçisinin üzerindeki kıyafet de aynıydı.
Ubâde, Ebü’l-Yeser’e, “Amca! Hizmetçinin çizgili elbisesini alsan da ona kendi meâfirden olan kumaşını versen yahut onun meâfir hırkasını alsan da kendi çizgilini ona versen, senin üzerinde bir hulle (takım elbise), onun üzerinde de bir hulle olurdu.” dedi.
Bunun üzerine Ebü’l-Yeser, Ubâde’nin başını okşayıp onun için dua ettikten sonra, “Ey kardeşimin oğlu! Resûlullah’ın (s.a.s.), ‘Onlara (hizmetçilerinize) kendi yediklerinizden yedirin ve kendi giydiklerinizden giydirin!’ buyurduğunu şu iki gözüm gördü, şu iki kulağım işitti ve şu kalbim belledi.” diyerek kalbine işaret etti ve devam etti:
“Dünya malından ona vermem, kıyamet gününde onun benim iyiliklerimden almasından bence daha önemsizdir.”
(Müslim, Zühd, 74)