Alışkanlıklar
Ejderhalar doğduğunda yavruydu.
Şehirleri kasıp kavuran yangınlar başlangıçta bir kıvılcımdı.
İnsanın muhteremliğini, kıymetini mahveden sapık akımlar başlangıçta bir kişinin hamlesiydi.
İnsanın iradesini felç eden alışkanlıklar başlangıçta masum küçük birer hevesti. Sonra o küçük heveslerin içinden, büyük kasırgalar, tufanlar, felaketler çıktı.
Evet… bir taneden bir şey çıkmaz. Çok doğru söylüyorsun. Çünkü bir taneden, binlerce milyonlarca, bir şey çıkar, bir şeyler çıkar. Bir sigaradan binlerce sigara paketi çıkar. İradeni paketler. Bir kadeh alkolden binlerce kadehler çıkar. Fıçıda çırpınan balığa dönersin.
Küçük bir alışkanlıktan yüzlerce büyük alışkanlık çıkar. Binaenaleyh büyüyen küçük şeyden korkunuz! Tüm bir taneler; hazzın hızıyla, hızlanır, hızlanır da hızlanır. Nihayet kişi içinden çıkamayacağı bir haz bataklığına saplanır. Çırpınmaları batmasını hızlandırır sadece. Öyle günahlar vardır ki daha onu işlemeden ağladın, ama işlemekten geri durmadın. Çünkü irade felç olmuştur artık ve felçli bir irade kanserli bir uzuvdan daha tehlikelidir!
Kabirdeki mevta istese de yapamaz. Çünkü onda hayat eseri yoktur. Alışkanlığın kabrindeki mevta da böyledir. Sadece nefes alıp veren bir ölüdür. İradesi felçli bir ölüdür. O da ister ama yapamaz. Çünkü alışkanlığın kıskacında yaşayan bir ölüye dönüşmüştür. Zehirli örümceğin ağında çırpınan sinek misali.
Eğer bana inanmıyorsan kadim tarihe kulak ver… Sana geçmemiş geçmişin çığlıklarını dinletsin… Pompei, Sodom, Gomora halkı diyor ki: Bizi büyütenler başlangıçta çok küçük şeylerdi. Küçümsenen şeylerdi. Küçümsediğin her alışkanlık için seni küçülten ve küçük düşüren bir bedel ödersin.
Evet atom da çok küçüktür. Kendisini küçümseyenlere öyle bir ders verir ki, Nagazaki ve Hiroşima da yüz binlerce insanı yakıp kül eder.
Biliyorum daha var diyeceksin alışkanlığın mülevves kirlerini nur topu günlere akıtarak. Her güneş batışında senin de güneşin batacak. Her yeni güne alışkanlığını daha da güçlendirerek gireceksin. Sende akrebin kıskacında kıvranan kurban misali çırpına, çırpına öleceksin!
Demek ki neymiş. Ömür ne yarındır ne dündür sadece bugündür. Bu günde geçmekte gümbür, gümbür! Neyi değiştireceksen şimdi ve burada hemen başla. Çünkü sen şimdi ve burada yaşıyorsun. Biraz önce ve biraz sonralarda yoksun. Yoğa yatırım yapanlar yok olurlar. Bugünün sorumluluklarını yarına erteleyerek mevcut olan bugünü yok sayıyorsun. Yok olan yarını varsayıyorsun. Varları yok sayarak, yokları varsayarak yerinde sayıyorsun.
Şimdi ve burada, şimdi ve burada, şimdi ve burada…İbnü-l vakit, sen vaktin çocuğusun. Yaşadığın anı kavra. Azrail seni kavramadan. Hemen şimdi, hemen şimdi, hemen şimdi.
Alışkanlık çok önemlidir. Şimdi seri katil olan bu adam yıllar önce sineğin kanatlarını koparıyordu. Büyüyen küçük şeyden korkunuz. Küçük merhametsizlikler tekrarlanarak büyüklerini oluşturur. Gün gelir sineğin kanatlarını koparan bu çocuk seri katil olur. O yüzden bütün bir şehri yangın söndürmeye çağıran itfaiye eri gibi feryadı koparmalı anne! Şefkat tokadını vurmalı sineğin kanatlarını koparan çocuğuna!
“İnsanın güçlüyken güçsüze karşı veremediği savaşı, güçlü güç kaybedip, güçsüz güç kazanınca verebileceğini söylemek ahmaklıktır!” O yüzden yangına kıvılcımken müdahale edilmeli. Çocuk ilk yanlışı yaptığında daha küçüktür sonra anlar dememeli. Seviyesine göre kırmızı alarm verilmeli hemen.
“Senin ömrün hep şerleri seyretmekle geçmedi mi sen şerleri seyrederken şerler her tarafı istila etmedi mi?”
Alışkanlıklar çok güçlüdür. İnsanı çocukken sadece annesi emzirmez, alışkanlıkları da emzirir. O yüzden çocuk annesini değil en çok alışkanlıkların sözünü dinler. Çünkü o annesinin değil, alışkanlıkların çocuğudur artık.
Rahmetlinin hayatı üç devreden oluşuyordu:
1-Kötü alışkanlıklarla yetişme devri.
2-Kötü alışkanlıkların kökleşme devri.
3-Kötü alışkanlıklarla kuruyup, çölleşme devri.
O çölde bir mezarı bile yok.