Bilen Bilir Bilmeyen Bir Tutam Mercimek Sanır

Olayların göründüğü gibi olmadığını içyüzünün farklı olduğunu anlatan çeşitli hikayeler vardır. Bu hikayelerden biriside; bilen bilir, bilmeyen bir tutam mercimek sanır hikayesidir.

Hikâye kısaca şöyle:

Köylü Mehmet ağa karısıyla birlikte mercimek tarlasında çalışmaktadır. Karısı tarlanın bir tarafında, kendisi bir tarafında. Mehmet ağa işe iyice dalmışken bir çığlık sesiyle kendine gelir. Çığlık karısının bulunduğu taraftan gelmektir. Elindeki kocaman bıçakla karısının bulunduğu tarafa koşar. Ahlaksız bir adam karısına elle sarkıntılık etmiş ve kaçmaktadır. Kaçarken bir tutam mercimek koparır. Hızla köyün içine doğru koşmaya başlar. Mehmet ağa da elinde kocaman bıçakla o ahlaksızın peşinden koşmaya başlar. Ahlaksız adam önde Mehmet ağa arkada köyün içine doğru koşmaktadırlar.

Ahlaksız adam köy meydanına Mehmet Ağadan önce ulaşır ve sahte gözyaşlarıyla:

-Ağalar, bir tutam mercimek kopardım diye Mehmet Ağa beni öldürecek ne olur onu durdurun diye yalvarır.

Merhamet damarı kabaran köylüler Mehmet Ağanın önüne adeta set olurlar:

-Aman Mehmet Ağa, bir tutam mercimek için adam kovalanır mı, elinde bıçak ayıp değil mi, zararın her neyse biz tazmin edelim, hele bir soluklan, şuraya bir otur diyerek Mehmet Ağayı zorla tutarlar ve oturturlar. Mehmet Ağa o zaman işte bu meşhur sözü söyler:

-Bilen bilir, bilmeyen bir tutam mercimek sanır.

Yani olayın içyüzü bir tutam mercimek değildir. Namus meselesidir. Ama bunu o an köylüye anlatmak imkansızdır.

Ülkemizdeki durum bundan farksız değil! E. İ. Oğlu savcılık tarafından birçok suçlamalarla tutuklandı.

Olaya yüzeysel bakanlar E. İ. Oğlunun gelecekte cumhurbaşkanı olacağını bu yüzden önünün kesildiğini düşünüyor.

Olayın içyüzü ise savcılık çok güçlü deliller olmadan adam tutuklayamaz. Bu suçlamalar yenilir, yutulur suçlamalar değil…

İstanbul resmen talan edilmiş, yağmalanmış, milyonlarca insanın bilgileri satılmış, vb. vb.

Muhalefetin kopardığı gürültünün büyüklüğünden de ülke olarak ÇOK BÜYÜK BİR SOYGUNA VE İHANETE maruz kaldığımız anlaşılıyor.  Muhalefet, delilleri çürütmek yerine gürültü yaparak olayın üstünü kapatmaya çalışıyor. Ama gerçeklerin bir gün mutlaka ortaya çıkma gibi bir huyu vardır. Hiçbir gerçeğin sonsuza dek üstü örtülemez.

Muhalefet partisinin lideri dünyada hiçbir ülkede görülmemiş bir ahlaksızlığı irtikap ediyor. Ülkemizi Avrupa ülkelerine şikâyet ediyor. Terk edilmişlik duygusu yaşadığını söylüyor. Avrupa kapılarında ilgi dileniyor…Türkiye’ye müdahele çağrısında bulunuyor. Resmen çığırtkanlık yapıyor.

Bunun adı vatana ihanettir! Resmen manda talep etmektir. Yazıklar olsun.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi ülkenin milli markalarına boykot ilan ediyor. (Ama Filistin soykırımına destek veren markalara zerre kadar ses çıkarmamışlardı.) Taraftarlarını sokağa döküyor. Sokağa dökülen barbarlar Müslümanların ibadethanesine; “geberecek köpek caminin duvarına işermiş misali” bevlediyorlar! Ecdat hatırası kitabeleri parçalıyorlar! Bu ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanının vefat etmiş muhterem validesine ve eşine ağza alınmayacak küfürler ediyorlar. Polisimizin üzerine balta fırlatıyorlar, asit döküyorlar. Akla hayale gelmedik yağma ve çapulculuk yapıyorlar.

Ana muhalefetin lideri bütün bunlara karşı üç maymunu oynuyor. Sırf kendi siyasi ikbali için ülkeyi ateşe veriyor. Ekonomimiz zarar görüyor. Adamın umurunda değil! Bir yandan kendisini koltuğa getiren E.İ. Oğluna diyet borcunu ödüyor, bir yandan da için, için seviniyor! Çünkü en büyük rakibi muhtemelen saf dışı olmuş durumda. Artık kendisinin cumhurbaşkanı adayı olması yolunda bir engel yok. Şimdiden bunun sinyallerini veriyor.

Olayın iç yüzü budur. Bilen bilir, bilmeyen bir tutam mercimek sanır!

Not-1: Dünyanın hiçbir yerinde ateistler; kiliselere, sinagoglara işemezler, bevletmezler. İslam’ın mabedine saldıran barbarlar; ateist değiller, sadece İslam düşmanı. Bunu çok iyi ayırt etmek lazım.

Not-2: Dünyanın hiçbir ülkesinin ana muhalefet lideri bir başka ülkeden siyasi manda talep etmez. Ülkesinin sorunlarını başka bir ülkeye şikayet etmez. Bu rezillik sadece c.h.p nin bazı liderlerine mahsustur.

Not-3: Dünyanın hiçbir ülkesinde seçilmiş cumhurbaşkanının vefat etmiş annesine ve eşine küfredilmemiştir. Bu alçaklığın sorumlusu da bu barbarları sokağa döken c.h.p liderine aittir.

Not-4:E. İ. Oğlunun babası H. İ.Oğlunun beddua metniyle, Fetö elebaşının beddua metni arasındaki benzerlik sizin de dikkatinizi çekmiştir umarım. Bu benzerlik bu zihniyetin de bu topraklara ait olmadığını gösteriyor. Ferasetinize havale ediyorum…

“Bizleri perişanlığa sürükleyenler çoluk çocuğunun ciğerinden et yiyerek iyileşmeye uğraşsın ve iyileşmesin” H.İ.Oğlu

“Kan revan bir beddua! Çoluk çocuk ciğer et…Beddua işlerine FETÖ’den aşinayız lakin bu çok başka! Fena bir beddua. Sapık inançların korkunç ritüellerine ait bir sahne gibi! Bu ciğer yeme işlerine Yunan mitolojisinde rastlarsınız. Başka mitolojilerde de görürsünüz. Çocuk kurban etme ayinleri, şifa ayinleri…”