Duanın Böylesi-2
Abdullah İbni Cahş
Onun Uhud harbinde gösterdiği kahramanlık dillere destan olmuştu. O gün Sad Bin Ebi Vakkas (r.a.) ile aralarında şöyle bir konuşma geçmiştir. Sa’d (r.a.) bu konuşmayı şöyle nakleder:
Uhud günü çarpışmaların çok şiddetlendiği bir andı Abdullah İbni Cahş yanıma sokularak elimden tuttu, beni bir kayanın dibine çekti ve:
-‘Şimdi burada sen dua et, ben amin diyeyim. Ben dua edeyim, sen amin de’ dedi. Ben de peki dedim.
Ben şöyle dua ettim:
-Allah’ım! benim karşıma çok kuvvetli çetin birini çıkar. Onunla kıyasıya çarpışayım, onu öldüreyim ve gazi olarak geri döneyim.” dedim. O da amin dedi. Sonra kendisi dua etmeye başladı ve şöyle yalvardı:
-Allah’ım! beni güçlü kuvvetli iyi vuruşan biriyle karşılaştır. Senin yolunda onunla kıyasıya vuruşayım ve onu öldüreyim. Sonra birisi beni şehit etsin, burnumu kulağımı kessin. Kanlar içinde senin huzuruna varayım. Sana kavuştuğumda. Sen bana:
-Abdullah! burnunu, kulaklarını ne yaptın” diye sorasın.
Ben de:
-Ya Rabbi ben onlarla çok kusur işledim. Senin huzuruna getirmeye utandım. Senin ve Peygamberinin yolunda onlar kesildi. Toza toprağa bulanarak huzuruna geldim, diyeyim” dedi.
Böyle bir duaya amin demek pek içimden gelmedi ama önceden söz verdiğim için ben de amin dedim. Daha sonra kılıçlarımızı çektik, savaşa devam ettik. İkimiz de önümüze geleni öldürüyorduk.
O yiğitçe çarpışarak düşman safları arasına daldı. Şehidlik özlemiyle hamle üstüne hamle yaptı. O kadar kahramanca çarpıştı ki, bir ara kılıcı kırıldı.
Sevgili Peygamberimiz onu gördü ve hemen bir hurma dalı uzattı. Böylece savaşa devam etmesini istedi. O yiğit kahramanın elinde bu dal bir kılıç oldu, onunla vuruştu. Fakat kendisi de sayısız oklara maruz kaldı ve şehadet şerbetini içti.
Kafirler onun cesedine hücum etti. Burnunu ve kulağını kesti. O, isteğine kavuşmuştu. Sevgili Peygamberimiz onu gözyaşları arasında “Şehidlerin Efendisi” Hazreti Hamza (r.a.) ile birlikte aynı yere defnetti.
Alıntı