Laiklik Elden Gidiyah, İrtica Geliyah!-2

“…

Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, bu yazının gönderilmesinin hemen akabinde, Ramazan-ı Şerif’ten sadece bir gün önce, artık nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz çıktı. O bayat laiklik elden gidiyor şarkısını söyleyen, zehir saçan, baştan aşağı millete nefret kusan o malum bildirilerini yayınladı.

Bakın bunlar Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar. 

Bunlar güya Cadılar Bayramı kılıfı altında ne idüğü belirsiz saçmalıklar sahnelenirken rahatsız olmazlar. 

Çocuklarımızı alkole, uyuşturucuya, sigaraya ve her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmazlar. 

Bunlar sosyal medya ve dijital platformlarda yavrularımızın türlü rezilliklere maruz kalmasından rahatsız olmazlar. 

Bunlar Batı’da çocuklara yönelik her gün bir yenisi patlak veren o rezil, o insanlık dışı skandallardan asla rahatsız olmazlar. 

Ama ne zaman ki Ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların milli ve manevi değerleri anlatılacak olsa işte bundan hemen rahatsız olurlar.

Bunların derdinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Biz bunların karın ağrısının asıl sebebini gayet iyi biliyoruz.

Laiklik kavramının arkasına saklanarak on yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahrip ettiklerini, bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz.

Bunların derdi laiklik değil. Hiçbir zaman da laiklik olmadı.

Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, bu toprakların milli ve manevi değerleriyle, bu milletin ta kendisiyledir. Hayırdır. Çocuklarımızın namazı, orucu öğrenecek olması sizi neden rahatsız ediyor?

Çocuklarımızın Ramazan süslemesi yapması sizi neden rahatsız ediyor. Çocuklarımızın teneffüs saatlerinde okul bahçelerinde cıvıl cıvıl, hep bir ağızdan ilahiler söylemesi sizi neden rahatsız ediyor. Gençlerimizin dilinde küfür ve hakaret yerine Allah lafzının olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor.

Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin. Neyse derdiniz çıkın açıkça söyleyin. Lafı dolandırmayı bırakın. Dilinizin altındaki baklayı çıkarın.

Kimse kusura bakmasın ama bu milletin hiçbir ferdi, bu milleti var eden milli ve manevi değerlerin öğretilmesinden rahatsız olmaz, olamaz. Rahatsız olan varsa gitsin bu vatanla, bu bayrakla, bu toprakla, bu milletle aidiyetini tekrar tekrar sorgulasın.

Kimse bize azınlık hakları dersi vermeye kalkmasın. Kimse bize inanç özgürlüğü dersi vermeye kalkmasın. Biz bu değerleri dışarıdan alıp öğrenecek bir millet değiliz. Biz bu değerleri dünyaya öğretmiş, dünyaya öğretecek bir milletiz.

Bin yıldır bu topraklardayız. Bu topraklarda bin yıldır Türk de var, Kürt de var, Arap da var, Sünni, Alevi, Hristiyan, Musevi daha niceleri var. Avrupa’da farklı mezhepler birbirlerini doğrarken bu topraklarda ecdadımız bir arada yaşamanın eşsiz terazisini kurdular.

İnanç özgürlüğü görmek isteyen Türkiye’ye baksın. Ders alsın. Farklı inançlara karşı adalet içinde bir yaklaşım görmek isteyen Türkiye’ye baksın. Ders alsın.

Bizim dışarıdan yabancı kavram, yabancı değer ithal etmeye ihtiyacımız yok. Selçuklu Devleti’nin, Osmanlı İmparatorluğu’nun mirası, Türkiye’nin birikimi bize yeter.

Bizim her inanca, her mezhebe, her manevi değere sonsuz saygımız var. Herkesin inanç ve ibadet hakkını koruruz. Ama bu vatanı vatan yapan milli ve manevi değerleri de sonuna kadar savunuruz. Sonuna kadar koruruz.

Projeleriyle, ithal ideolojileriyle kirlenmiş zihinleri, çirkin ve çirkef bildirileriyle kimse bize parmak sallayamaz.

Ezandan, Kur’an’dan, camiden, namazdan, oruçtan, Ramazan’dan rahatsız olanlar vardı. Ülkemizi işgal etmeye giriştiler.

Anadolu kadınının örtüsüne el uzatmaya kalktılar. İstiklal Savaşı’nda biz onlara gereken dersi verdik. Aynı kirli niyetler, aynı mukaddes ve muazzez değerlere bir daha uzanırsa bu millet yine aynısını yapacaktır. Tarihten ders almamakta ısrar eden varsa buyursun.

Türkiye, Türkiye olarak büyüyecek. Bunu hiç kimse aklından çıkarmasın. Kendi özümüzle büyüyeceğiz. Kendi ruhumuzla büyüyeceğiz. Kendi devlet, millet ve medeniyet değerlerimizle büyüyeceğiz.

Başkalarına benzeyerek değil, biz olarak, kendimiz olarak, Türkiye olarak düştüğümüz yerden kalkacak, doğrulacak ve 86 milyon el ele, gönül gönüle verip Türkiye Yüzyılı’nı kendi değerlerimizle inşa edeceğiz.

Bu vesileyle Milli Eğitim Bakanımızı, başta öğretmenlerimiz olmak üzere tüm milli eğitim camiamızı ve elbette sevgili öğrencilerimizi tebrik ediyorum.

Okul bahçelerini ve camilerimizi bir çiçek tarlasına çeviren yavrularımızın her birini tek tek muhabbetle kucaklıyor, dillerinden Allah niyazı, kalplerinden Hazreti Muhammed Mustafa’nın aşkı hiç eksilmesin diyorum.

Türkiye sanılandan çok çok büyüktür ve biz bu büyüklüğü her alanda olduğu gibi milli eğitim alanında da göstermeye, sağlıklı, bilgili, donanımlı, milli ve manevi değerlerini bilen, tanıyan, uygulayan ve yaşatan nesillerle asrın idrakine söyletmeye inşallah devam edeceğiz

Recep Tayyip ERDOĞAN

TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI