Yahudilerden Bize Geçen Bazı Kavramlar
1-Anladıysam Arap Olayım!
Peygamber Efendimizin (s.a.v) Arap olmasından dolayı Araplık üzerinden Efendimize (s.a.v) hakaret edip kin kustular. Yahudiler bunu söyledi ama biz Müslümanlar da bilinçsizce söyledik.
2-Kara Fatma!
Beyaz yüzlü nur yüzlü Hz. Fatıma’ya r.a. tesettür giydiği siyah cilbaba hakaret olsun diye böceğe Kara Fatma dediler, bizlerde aynısını cahilce söyledik.
3-Kakan mı Geldi?
Hz. Ka’ka (r.a) büyük bir Komutandır. Yahudiler ona olan nefretinden dolayı çocuklarını tuvalete götürdüklerinde kakanı yaptın mı? diyerek onun mübarek adını kullanmışlardır. Maalesef biz Müslümanlarda bilmeyerek bu mübarek komutanın adını bu şekilde kullandık…
Pekiyi Bu Kahraman Komutan Kimdir?
Bazı hadisçiler sahâbî olduğu görüşündedir.
Hz. Ebû Bekir döneminde irtidad eden Alkame b. Ulâse üzerine müfreze kumandanı olarak gönderildi ve görevini başarıyla tamamladı (11/632).
Aynı yıl Hâlid b. Velîd’in peygamberlik iddiasında bulunan Tuleyha ile yaptığı Büzâha savaşına katıldı. Ülleys’in ve Übülle’nin fethine Hâlid b. Velîd’le beraber iştirak etti (12/633).
Hîre’nin fethinde de bulunan Hz. Ka‘kā‘, Hâlid b. Velîd’in emriyle bir süre Hîre’de kaldı. Daha sonra çeşitli fetihlerde görevlendirildi. Ebû Ubeyde onu Hz. Ömer’in emri üzerine öncü kuvvetlerin kumandanı sıfatıyla Irak’a gönderdi (13/634).
Hz. Ka‘kā‘, Kādisiye öncesi İran fetihlerinde de önemli rol oynadı. Ağvâs’ta cereyan eden savaş, öncü kuvvetlerin başında bulunan Ka‘kā‘ın gösterdiği gayretler sonucunda kazanıldı (14/635).
Hz.Hâlid’in emriyle Suriye’deki fetihlere de katılan Hz. Ka‘kā‘, Yermük Savaşı’nda bir süvari birliğinin başında görev yaptı.
Ka‘kā‘ asıl şöhretini Kādisiye Savaşı’nda (15/636) elde etti; bu savaşın kazanılmasında onun büyük payının olduğu rivayet edilir.
Medâin’in fethinde Kisrâ III. Yezdicerd’e ait zırh, kılıç, miğfer gibi teçhizatı ele geçiren Ka‘kā‘, daha sonra Hz. Ömer’in emriyle Celûlâ Savaşı’na öncü kuvvetin kumandanı olarak katıldı. Savaşın ardından Hulvân’a giderek bir garnizon tesis etti (16/637).
Aynı yıl Sa‘d b. Ebû Vakkās kuvvetlerine katılıp onun emrinde çalıştı. Ertesi yıl Humus’a gönderildi ve bu sırada gerçekleştirilen el-Cezîre fetihlerine iştirak etti.
21’de (642) Nihâvend’in ve 24’te (645) Hemedan’ın fethinde görev aldı. Bir müddet sonra Kûfe’ye yerleşen Ka‘kā‘, Hz. Osman dönemindeki iç karışıklıklarda halifeyi destekledi.
Muhalifler Medine’yi kuşatınca Hz. Osman’ın talebi üzerine yardıma gelenler arasında Ka‘kā‘ da bulunuyordu. Hz. Ali döneminde onu destekleyen Ka‘kā‘, Cemel Vak‘ası’ndan önceki müzakerelerde Hz. Ali’yi temsilen Talha b. Ubeydullah ve Zübeyr b. Avvâm ile görüştü. Cemel ve Sıffîn savaşlarında Hz. Ali’nin saflarında çarpıştı.
Hz. Ka‘kā‘ cesaretiyle tanınmıştı. Hz. Ebû Bekir de onun cesaretinden ve yararlı işlerinden övgüyle söz eder (İbnü’l-Esîr, IV, 409).
Aynı zamanda şair olan Ka‘kā‘ın şiirleri daha çok savaşlarla ilgilidir. Şiirleri Âsım b. Amr’ın şiirleriyle birlikte Nûrî Hammûdî el-Kaysî ve Hâtim Sâlih ed-Dâmin tarafından yayımlanmıştır (Mecelletü Külliyyeti’l-âdâb Câmiʿatü Baġdâd, sy. 31 [Bağdad 1981], s. 205-251).
4-Lenger Şapka
Şehit İskilipli Mehmet Atıf Hoca’nın (r.h.) Şapka Konusundaki Görüşleri:
Frenk Mukallitliği ve Şapka (Batı Taklitçiliği ve Şapka), İskilipli Mehmed Âtıf Hoca tarafından kaleme alınmış, 1 Kasım 1925’te yürürlüğe giren Şapka Kanunu’ndan bir buçuk yıl önce yayımlanmıştır.
Mehmed Âtıf Hoca, 32 sayfalık bu kitabında Avrupa’nın ilim ve fenninin alınmasının câiz ve gerekli olduğunu, ancak Türkiye’de yapılanın bilinçsiz bir Batı taklitçiliği olduğunu, kılık kıyafette Batı’ya benzemenin ruhtaki bir bozuluşa işaret ettiğini veya bu bozuluşa neden olacağını iddia etmektedir.
Uluslararası geçerliliğe sahip Batı usulü giysiler giymenin görünüm dolayısıyla İslâm düşüncesine aykırı olduğunu savunarak, Hz. Muhammed’in Sünen-i Ebu Davud gibi kitaplarda geçen ‘Bir kavme benzemeye çalışan onlardandır’ hadisini kaynak göstermektedir ve şu hükmü vermektedir:
Bir Müslüman, şiar ve alâmet-i küfür addolunan bir şeyi zaruretsiz giymek ve takınmak sûretiyle Gayr-i Müslimleri taklîd etmesi ve kendini onlara benzetmesi şer’an memnû ve yasaktır.
Bu fetvâsıyla İskilipli Âtıf Hoca o zaman yalnız değildi. Said Nursî’nin de buna benzer görüşleri vardı.
Kitap, İskilipli Mehmed Âtıf Hoca’nın duruşma kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla Şapka Kanunu yürürlüğe girdikten sonra buna karşı hareket edenlerden bâzıları için dînî kaynak olmuş, ancak Mehmed Âtıf Hoca, kanun çıktıktan sonra kitabı dağıtmadığını beyan etmiştir
Toplam 5.000 nüsha olarak basılmış, hepsi de bir yıl içinde satılmıştı. Satıcılar, kanun çıktıktan sonra ellerindeki nüshaları imha etmişlerdir.
Milli Gazete 2 Nisan 2010 tarihinde aynı adlı eseri okuyucularına ücretsiz olarak ulaştırmıştır.
Alıntı
Said-i Nursi’nin (r.h) Şapka Konusundaki Görüşleri:
Rusun Başkumandanı kasten önünden üç defa geçtiği halde ayağa kalkmayan ve tenezzül etmeyen ve onun idam tehdidine karşı izzet-i İslâmiyeyi muhafaza için ona başını eğmeyen;
İstanbul’u istilâ eden İngiliz Başkumandanına ve onun vasıtasıyla fetva verenlere karşı, İslâmiyet şerefi için, idam tehdidine beş para ehemmiyet vermeyen ve “Tükürün zâlimlerin o hayâsız yüzüne!” cümlesiyle ve matbuat lisanıyla karşılayan;
ve Mustafa Kemal’in elli mebus içinde hiddetine ehemmiyet vermeyip, “Namaz kılmayan haindir” diyen;
ve Divan-ı Harb-i Örfî’nin dehşetli suallerine karşı, “Şeriatın tek bir meselesine ruhumu feda etmeye hazırım” deyip dalkavukluk etmeyen;
ve yirmi sekiz sene, gâvurlara benzememek için inzivayı ihtiyar eden bir İslâm fedaisi ve hakikat-ı Kur’âniyenin fedakâr hizmetkârına maslahatsız, kanunsuz denilse ki,
“Sen Yahudi ve Hıristiyan papazlarına benzeyeceksin, onlar gibi başına şapka giyeceksin, bütün İslâm ulemasının icmaına muhalefet edeceksin; yoksa ceza vereceğiz” denilse,
elbette öyle her şeyini hakikat-i Kur’âniyeye feda eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse, Cehenneme de atılsa, kat’iyen; yüz ruhu da olsa, bütün tarihçe-i hayatının şehadetiyle, feda edecek…
Emirdağ Lahikası-2