Karun, Hz. Musa ve Hz. Harun’dan sonra Tevrat’ı en iyi bilen kişiydi.

Bu bilgisi onu kurtarmaya yetmedi.

Belam İbni Baura’da, Karun gibi hak ve hakikati çok iyi biliyordu.

Ama cehliyle değil, nefsiyle küfre düştü.

“Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir gurup bile bile gerçeği gizler.” Bakara Suresi. 146 Ayet.

Ama bu bilgileri onları iman etmeye yetmedi. Çünkü peygamberi kendi kavimlerinden bekliyorlardı.

Şeytan meleklerin reisiydi ve çok özel bilgilere sahipti. Ama bilgisi onu kâfir yaptı. Şeytan ateist değil! Allah’a ve Ahiret gününe de inanıyor. Bütün bunlara rağmen kâfir, inkârı cehilden değil, kibirden.

Ebu Cehil, Mekke’nin en bilgili adamıydı. Peygamberimizi asla yalancılıkla suçlamadı, suçlayamadı. Çünkü onun hak peygamber olduğunu biliyor ama iman etmiyordu. Yani bilmesine rağmen iman etmiyor, inkâr ediyordu. Niçin? Çünkü, peygamberliğin kendisine gelmesini bekliyordu.

Gerek geçmiş çağlarda gerek günümüzde bilgisiyle dalalete düşen çok insan vardır. Örnekleri çoğaltmak mümkün, ama yeterli.

Yani inkâra ve küfre düşmede tek sorun bilgi eksikliği değil, teslimiyet eksikliği. Yüzden yüz bilgiyle donanmasına rağmen kalbi teslim olmuyorsa, yapacak bir şey yok. Kalbi Allah’tan yana değil, şeytandan yana meylediyorsa yapacak bir şey yok. Artık onu inkâr ettiği cehennemle baş, başa bırakmak gerekir. Bilimsel, bilimsel yansın orada…

Ey Nefs-i Emmare!

Seni birazdan ameliyat edecek doktorun, hastalıkla ilgili olarak, ameliyatla ilgili olarak, ameliyat edeceği bölgeyle ilgili olarak, ameliyattan önce ve sonra kullanacağın ilaçlarla ilgili olarak, hatta ameliyat ekibiyle ilgili olarak, senin aklını gereken bütün bilgilerle donatmadığı halde, ona teslim oluyor canını emanet ediyor, bıçağın altına yatıyorsun ona güveniyorsun da, düşmanlarının şahadetiyle; en doğru sözlü olan, en güvenilir olan, hayatı anlama ve anlamlandırma rehberimiz olan Hz Muhammed’e ve Kur’an-a gelince sürekli delil aramak ha…

Bu ne çifte standart ey nefs-i emmare!!!

Çıkarılacak Ders:

Mü’min olan söze, Münafık olan göze inanır. Firavun dalgaların arasında boğulmak üzereyken perdeler kaldırıldı ve gerçeği bütün çıplaklığıyla gördü ve hemen iman ettim dedi. Ama geç kalmıştı. Çünkü, yeis halindeki iman makbul değildir. O yüzden asıl olan Peygamberlerin sözüne güvenmektir.