Bazı iyilikler o kadar büyüktür ki, karşılığı ancak nankörlükle ödenebilir. “Bin baharı görse de taşlar yeşermez.” Nankörleri ne yapsan mutlu edemezsin. Tıyneti na-pak olanları okyanusa atsan okyanus da paklamaz.
Karaktersiz, şahsiyetsiz insanlara, hiçbir zaman iyilik yapamazsın. Zaten karaktersiz şahsiyetsiz insanların hiçbir şeyi yoktur. Dünyanın en sefil, en zavallı insanları; iyilik gördüğü insanlara ihanet eden, yemek yediği kaba pisleyen, arkadan konuşan yüz yüzlü, içten pazarlıklı, bir gram menfaat için binlerce ilkeyi ayakları altına alıp çiğneyen, lehinde ve aleyhinde olan hususları ayırt etmekten aciz, zalim ve zorba düşmanını kutsayan, ona övgüler düzen, güçsüz gariban dostlarına aslan kesilen, suratında patlayan yumruğu buseler konduran, karaktersiz şahsiyetsiz insanlardır. Kendisine yumruk atan eli öpen, kendisine ihsan sunan ele yumruk sıkan insanlardır. Şahsiyet çok büyük bir servettir ve ucuz insanlarda asla bulunmaz. O yüzden bu insanlar, Hakka tapan değil, güce tapan insanlardır.
Şu iki insanı asla unutmayınız buyurur Hz. Ali Efendimiz.
1-Zor zamanınızda yanınızda olanı.
2-Zor zamanınızda sizi terk edeni.
“Sadık olmayandan kapıya köpek bile olmaz, değil ki gönlüme arkadaş olsun.”
“Dostoyevski bir toplantıda yüksek sesle okuduğu bir şiir nedeniyle Çar tarafından Sibirya’da hapse mahkum edilir. Hapis cezasını bitirdikten sonra anılarını kaleme aldığı “Ölüler Evinden Anılar” adlı kitabı yazar. Kitapta, hapishanedeki hayatından önce insanları tanıdığını sandığını ama yanıldığını burada anladığını belirtir. Yazar, “kara halk” olarak tanımladığı bu kitleyle karşılaştıktan sonra insanları çözümlemeye ve kendi iç dünyasının derinliklerine inmeye başlar.
Dostoyevski hapishanedeki bir köpeğin yanından geçen her mahkum tarafından tekmelendiğini gözlemler. Köpek mahkumlardan kaçmadığı gibi yanına bir mahkum yaklaştığında eğilerek tekmelenme pozisyonu almaktadır. Dostoyevski bir gün köpeğin yanına yaklaşıp başını okşar. Köpek şaşkın şaşkın ona bakarak hızla yanından uzaklaşır ve acı acı havlamaya başlar. O günden sonra köpek Dostoyevski’yi her gördüğünde ondan kaçar.
Ruhu köleleştirilmiş bu köpek bir sevgi açıdır. Bu durum insanlar için de geçerlidir. Hayatları boyunca haksızlığa ve kötü davranışlara uğramış sevgi açları iyi bir davranışla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını bilemezler. Bazen kötü davrandığınız insanlar size tapar, bazense iyi davrandıklarınız sizden nefret eder. Böyle insanların gözünde onları aşağılamanız onlar için bir beklentidir. Sizi gözlerinde yüceltirler. Eşit ve iyi davrandığınızda ise onların gözündeki değeriniz birdenbire düşer…”