Bir Yük Olanlar Bir Büyük Olamazlar.
Ormanda en çok bodur kalan ağaçlar, büyük ağaçların gölgesine sinen ağaçlardır. Sürekli korunan insanlar kısa sürede kururlar. Sürekli himaye altında yaşayan insanlar, terakki edemezler, gelişemezler. Sırtındaki yüke aşık olan bir tane hamal yoktur.
İnsanlar kendisine iyilik eden eli öpmelidir, minnet duymalıdır ve asla bu eli ısırmamalıdır. Ama bu el o insanın kendi yeteneklerini keşfetmesini engelliyor, onu bir bağımlı yapıyorsa, o eli iyice ısırmalıdır.
Senin, senin için yapman gerekenleri sen senin için yapmazsan, senin, senin için yapman gerekenleri, bir başkası senin için neden yapsın ki?
İnsana çalışmasından başka bir şey verilmemiştir. Her insan mutlaka çalışır, ya kendine çalışır ya da kendine çalışanlara çalışır.
Hiç kimsenin lütfuna mazhar olmayınız, yoksa özgürlüğü başka yerde aramak zorunda kalırsınız. Çünkü hiç kimse ihsanını ucuza satmaz.
Tembellik sefalete, sefalet sefahate götürür. Öyle ki acıkan cesedini doyurmak için ruhundan parçalar kesip yemek zorunda kalırsın.
Başkaları tarafından kurtarılmayı sadece köleler bekler. Özlediğin hayatı kimse altın tepsi içinde sunmaz. Bu sadece kurgu filmlerinde ve masallarda mümkündür.
Hayatta keşfedeceğin en büyük hakikat şudur:
Sorumluluk bilincin kadar mutlusun ve özgürsün. Çünkü muhtaçlık bir esaret türüdür.
Alın terini dökmeyenler yüzünün suyunu dökerler. İhtiyaç öyle bir alçak kapıdır ki, muhtaçlığın nisbetinde eğilmek zorunda kalırsın.
Bir bilgeye sordular:
-Ayaklarının dibi servetle dolu olduğu halde niçin fakir yaşıyorsun?
Bilge cevap verdi.
-Çünkü onları almak için eğilmek gerekiyor.
Çalış evladım, canla başla çalış. Zira oturarak başarıya ulaşan tek mahluk tavuktur. Bedava peynirde sadece fare kapanında bulunur.
Her himayenin her desteğin bir geri ödemesi olur. Buna duygusal diyet borçlanması diyoruz.
Hülasa: Çalıştığın kadar özgür ve mutlu, tembelliğin kadar esir ve mutsuzsun
Hikâye:
Yaşlı olanlar bilirler. Eskiden çobanlar yağmurlu havalarda sırtlarına kepenek alırlardı. Kepenek yünden yapılmış yağmurluk demektir. Çok sıkı dokunduğu için asla yağmuru geçirmez. Şimdilerde muhtemelen kepenek üretimi kalmamıştır. Plastik yağmurluklar var çünkü.
Tecrübeli bir çoban havayı şöyle bir koklamış. Bakmış ki birazdan yağmur gelecek. Hem kendine bir kepenek almış. Hem de yanına yedek bir kepenek almış. Acemi bir çoban yağmura yakalanırsa ona veririm ve onunla kafa bulurum diyerek…
Çoban koyunlarını merada otlatmaya başlamış. Tabi ilerde genç bir çoban daha görülüyor ve o da koyunlarını otlatıyor.
Derken tecrübeli çobanın tahminleri doğru çıkmış. Birden sağanak bir yağmur belirmiş. Genç çoban düz merada sığınacak hiçbir yer bulamamış. Tam bu sırada tecrübeli çoban genç çobana bağırmış:
-Koş, koş, buraya gel, bende yedek kepenek var.
Genç çoban koşarak gelmiş ve yedek kepeneği sırtına almış. Yağmurda ıslanmaktan ve hasta olmaktan kurtulmuş. Hemen yaşlı çobana teşekkür etmiş:
-Hay Allah razı olsun. Bu kepenek olmasaydı iyice ıslanırdım. Çok makbule geçti. Çok sağol.
Derken aralarında koyu bir muhabbet başlamış. Ama yaşlı çoban ikide bir kepeneği dile getirip genç çobanın başına kakıyormuş:
-Benim Kepenek olmasaydı ne olurdun?
-Allah razı olsun senden ıslanırdım.
Birkaç defa bu konuşma tekrar edince genç çoban, yaşlı çobanın kötü niyetini sezmiş. Kepeneği yaşlı çobana teslim etmiş. Bir su birikintisinin içine dalıp çıkmış. Tabi kurbağalar gibi de ıslanmış. Yaşlı çobana seslenerek:
-Ulan ş…z! Başıma kakıp durma… Senin kepenek olmasaydı en fazla böyle olurdum demiş.
Dünyada namert insanlara muhtaç olmaktan daha kötü bir ölüm yoktur. Ölmek bundan bin kat daha iyidir.